27 Ocak 2019 Pazar

Tom Robbins



Thomas Eugene Robbins Kuzey Carolina'nın Blowing Rock adlı kasabasında George Thomas Robbins isimli bir idareci ve Кatherine D'Avalon isimli bir hemşirenin çocuğu olarak 22 Temmuz 1932 yılında doğdu.
Robbins 1954 yılında Virginia'nın Lexington kasabasında bulunan Lee Üniversitesi'nde gazetecilik öğrenimi gördü ancak disiplin sorunları nedeniyle üniversite öğrenci birliğindeki görevinden alınınca okulu terk etti. Okuldan ayrılmasını izleyen yıl zamanını otostop yaρarak geςirdi ve nihayetinde New York'a yerleşerek şiir yazmaya başladı.
1957 yılında askerlik emrini almasını takiben Amerikan Hava Kuvvetleri'ne katıldı. Askerliği boyunca iki yılını Kore'de meteorolojist olarak geςirdi. Terhis olduktan sonra Virginia'nın Richmond kasabasında sivil hayatına geri döndü.
Robbins, 1960 yılında daha sonra adı Virginia Commonwealth Üniversitesi olarak değişen Richmond Enstitüsü'nde sanat bölümüne girdi ve üniversite gazetesinde editörlük yaρtı.
Mezun olmasını takiben, yüksek lisans öğɾenimi göɾmek amacıyla Seattle'da bulunan Washington Üniveɾsitesi'nin Uzak Doğu Çalışmalaɾı bölümüne giɾdi. Seattle eyaletinde geςiɾdiği süɾe zaɾfında, The Seattle Times ve Seattle Post-İntelligenceɾ gazeteleɾinde çalıştı.
Robbins, 1971 yılında ilk ɾomanı olan Another Roadside Attraction (Dur Bir Mola Ver) ile çoğu eleştirmenin övgüsünü kazanmıştır. Even Cowgirls Get the Blues (1976) adlı romanında ise Robbins, Sissy Hankshaw adında, ellerinin başparmakları yirmi üç santim olan, otostop tutkunu, çekici bir kadın kahramanı anlatır. Jitterburg Perfume ( 1984/Parfümün Dansı ) adlı romanında çeşitli karakterler mükemmel parfümün ve ölümsüzlüğün sırrının arayışı içinde, zamanın ve mekânın ötesine geçer.
Half Asleep in Frog Pajamas (1994; Sirius'tan Gelen Kurbağa) ve Fierce Invalids Home From Hot Climates ( Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar,2000 ),  Villa Incognito ( Villa Meçhul, 2003), Wild Ducks Flying Backwaɾds (Geɾiye Uçan Yaban Öɾdekleɾi, 2005), B is foɾ Beeɾ ( B, Biɾa, 2009) yazarın diğer kitaplarıdır.
Robbins, "Oyunculuk, uçarılık değil bilgeliktir" görüşünü ön plana çıkarıp çılgınlık derecesinde oyuncul romanlar yazmaktadır. Romanları, hayatın daha ciddi yanlarını inkar etmez; "her şeye rağmen mutluluk" ilkesinin savunuculuğunu yaρar. Bu ilkenin içerdiği mesajı, romanlarındaki karakterlerin felsefeleri ve aynı zamanda da incelikli yazı biςimiyle iletir. Edepsiz kelime oyunları, alakasız sonuçlar, zıtlık içeren ifadeler, ara sözler, Robbins'in anlatımının belli başlı özellikleridir. Romanları yalnızca edebi uzlaşımları değil, insanoğlunu tatmin etmenin en iyi yolu hakkında toplumda yer alan varsayımları da sorgular. Robbins, panteizm, mistik Doğu dinleri ve Yeni Fizik gibi çeşitli kaynaklardan alternatif düşünceleri bir araya getirir.
Robbins, 35 yıllık edebi kaɾiyeɾi boyunca sekiz adet ɾoman, biɾ yığın şiiɾ ve kısa hikâye yayınladı.
1997 yılında, Bumbeɾshoot Seattle Sanat Festivali kaρsamında veɾilen Altın Şemsiye ödülünü kazandı.
Her koşulda mutluluk ilkesinin savunucusu olarak tanınan Tom Robbins, 1987’den beri, beşinci karısı Alexa D’Avalon ve köpekleri Blini Tomato Titanium ile birlikte La Conner’de yaşıyor. Daha önceki evliliklerinden Rip, Kirk ve Fleetwood isimlerinde üç çocuğu vardır.

9 Ocak 2019 Çarşamba

11. yıla girerken...




Bir yıl daha geride kaldı. 2018 acısı ile tatlısı ile geldi, geçti. Dünyada ve ülkemizde ekonomik sorunlar bitmek bilmedi, tıpkı barışa özlemimizin bitmediği gibi.... Biz 8’lerin de sıkıntıları, üzüntüleri oldu, ancak şükür etmekten hiç geri kalmadık. Sevinçlerimizi hep önde tuttuk. Sanata, kitaplara, sevgiye, seyahatlere, dostluğa, müjdelere sarıldık. Nurizer’in ve Yüksel’in torunları oldu, müjdeler getirdi (Can ve Eren). Zeliha’nın torunu Irmak ilk öğretime, Demet’in kızı Buket İspanya’da mastere başladı.
Kitap kulübümüz kurulalı çok oldu. Yıllar neredeyse rüzgar gibi geçti. Şubat 2019 da 11. yılımıza gireceğiz. Yaz  hariç her ay birimizin evinde hiç aksatmadan toplanmakla, hararetli bir şekilde okuduğumuz kitapları tartışmakla, birbirimizle fikir alışverişi yapmakla, kitaplardan yeni bilgiler, yeni yerler, yeni kültürler ve tabiî ki yeni yazarlar öğrenmekle, ufkumuzu genişletmekle; hepimizin ortak zevki olan güzel sofralar kurmak, güzel yiyecekler sunmakla kendimizle gurur duyduk, duyuyoruz. Belki bunlardan çok daha önemli iki konu var: bu toplantılarımız sayesinde açıklamak istemediğimiz güzel bir iyilik yapıyoruz. Bu bizde saklı kalsın. Açığa vurmaktan gurur duyduğumuz ise her geçen yıl artan sevgi ve dostluğumuzun ne kadar kıymetli olduğu. Bir de internetde hem kitaplar/yorumlar hem de yaptığımız yemekler/pastalar için iki bloğumuz var. Orada her ne kadar istediğimiz sıklıkta yorumlarımızı yazamıyorsak da okuduğumuz tüm kitaplar ve yazar bilgileri var. Sağolsun moderatörümüz Nurizer’e..

Tüm dileğimiz 2019 ve ötesinde bizi birleştiren kitaplarımız hiç eksik olmasın, dostluğumuz daha da artsın, sevinçlerimiz çoğalsın.Tüm insanlık barış ve huzur içinde yaşasın. Sanat hayatları sarmalasın ki insan ruhu kötülüklere gem vursun, iyilik ve güzellik şampiyon olsun…LEYLA

Amsterdam'da Düello



                                               Yazar: Ian McEwan
                                               Özgün Adı: Amsterdam
                                               Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
                                               Çeviren: Ülkem Çorapçı
                                               Çeviriye temel alınan baskı: Londra, 2009 
                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, Eylül 2018

İki eski dost, sarsıcı bir kayıp, tuhaf bir anlaşma: Güç, keder, aşk, kuşku ve politikanın keskin uçlarını dolanan, sonunda kaçınılmaz bir şekilde “düello”ya dönüşen hayatlar... Ülkenin en başarılı bestecilerinden Clive ve saygın bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yürüten Yernon, eski âşıkları Molly Lane’in cenaze töreninde bir araya gelir. Molly’nin muhafazakâr eğilimli Dışişleri Bakanı’yla kurduğu ilişkinin sırrı, politik hamlelerin ve kariyer kaygılarının arasında, Clive ve Yernon’un dostluğunu sınayan bir krize dönüşecektir.
lan McEwan, Man Booker Ödüllü “Amsterdam’da Düello”da, hem ilkeleri, erdemleri ve meslek ahlâkını sorguluyor hem de insanın varoluşuna dair çelişkileri incelikle ortaya koyuyor. Dile gelmeyeni söze dökmeden sezdiren usta bir yazardan, insan ruhunun yumuşak karnında dolaşan unutulmayacak bir roman. (Arka Kapak)
Yorumlarımız:

Molly ve dört sevgilisi...Bir besteci, bir gazete yöneticisi, bir dışişleri bakanı ve bir yatırımcı.. Üstelik hepsi birbirini tanıyor ve gazeteci ile besteci okul yıllarından beri arkadaş... Nedense ilişkileri bittikten sonra hiçbiri Molly ile bağlantısını koparmamış.
Ve, roman Molly’nin cenaze töreni ile başlıyor... Devamında çekişmeler yaşanıyor, dostluklar sınanıyor, etik değerler sorgulanıyor... Kısa bir roman olmasına rağmen okurken zorlandım, olayların içine giremedim. Ama karakterler çok güzel analiz edilmiş. Tüm karakterlerin bağlantı noktası olan Molly’i bile hayal edebiliyorsunuz.

Neden yazarın bu kitap ile “Man Booker Ödülü”nü  aldığını anlayamadım. Yine de yazarı tanımak için bir romanını okumak istiyorsanız daha önce okuduğumuz “Cumartesi”yi tavsiye ederim. NURİZER

25 Aralık 2018 Salı

Ian McEwan




Eminim hepiniz okuduğumuz kitap ve yazarları internetten bakıyorsunuzdur. Ben de Ian McEwan hakkında epey bir şeyler okudum ve videolarını seyrettim. Özellikle sempatik bulduğumu söyleyemeyeceğim ama çok çalışkan ve kaleminde güzel bir ışık olduğu besbelli. Onun hakkında bazı küçük notlar almıştım, sizlerle paylaşayım dedim.
                                             
-       21 Haziran 1948 İngiltere’de doğmuş
-       Feci halde İngiliz, ama babası subay olduğu için çocukluğunda Singapur, Almanya ve Kuzey Afrika’da bulunmuş
-       Bir kardeşi olduğu ortaya çıkmış. Anne babası evlenmeden bir çocukları olmuş (çünkü annesi o sırada başkası ile evliymiş) ve bu çocuğu bir Doğu Alman’a evlatlık vermişler ! Şu anda duvar işçisi olan bu kişinin hikâyesi yıllar sonra medyaya düşmüş.
-       Ian McEwan’ın kitapları kaç tane satmış dersiniz? Tam 15.000.000. İnanılır gibi değil.
-       Bu kitapların bazılarında başka kitaplardan alıntılar olduğu zaman zaman söylenmiş ama o hep inkâr etmiş.
-       İki defa evlenmiş. 3 çocuğu var ve şu anda Oxford’da yaşıyor.
-       Bir dolu romanları var ama opera ve müzikli oyunlara da söz yazmış.
-       Sayısız ödülleri var. Son aldığı ödül “Jerusalem Price”. Bu ödülü alışı sırasında yaptığı konuşmayı pek yaratıcı bulmadım. Üstelik her şeyi batının gözlükleri ile söylemiş. Bence Orhan Pamuk’un Nobel konuşması kesinlikle çok daha doyurucu, ilginç ve güzeldi.
-       Kritikler – İngilizce okuyanlar- dilini çok akıcı ve doyurucu buluyorlar. Ben sadece bir Türkçe romanını okudum, ama dilini çok sevdim.
-       Benim için tüm bu hikâyedeki en ‘sentimental’ taraf şu: kendileri Sussex Universitesi Edebiyat mezunu. Söylemesi ayıp benim üniversitem. LEYLA


1 Aralık 2018 Cumartesi

Mustafa Kemal




                                               Yazar: Yılmaz Özdil
                                               Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2018 – 1. Baskı




“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen...”
Yılmaz Özdil’in “Türkiye'nin kurtuluş reçetesi Mustafa Kemal'in hayat hikâyesidir,” diyerek kaleme aldığı Mustafa Kemal, Kırmızı Kedi etiketiyle buluşuyor. Özdil’in kaleminden, Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı aynı zamanda Kırmızı Kedi Yayınları’nın 1000’inci kitabı.
Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal’in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı’nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği “çağdaş” demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor. 
Ayrıca Mustafa Kemal’in, sanatsever ve entelektüel kimliğini, hayvanseverliğini, doğa bilincini, çocuk sevgisini, kadın hakları konusunda sergilediği vizyonerliğini ve diğer sıra dışı özelliklerini sebep sonuç ilişkisi içinde ele alıyor.      
Onun, ailesiyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve çocuklarla, hayatına giren kadınlarla olan ilişkisini; cephede askeri veya diplomatik temasta bulunduğu kişilere karşı “insan sevgisi” etrafında şekillenen barışçı tutumunu; ülkede gerçekleştirdiği kültür reformunun önemini; tüm dünyada “ezilen toplumlar” tarafından örnek alınan askeri ve siyasi başarılarını; bunların yanında en sevdiği yemekten en çok dinlediği şarkılara, giyim tarzından sevdiği hayvanlara, hatta Türkiye’nin “çağdaş” ülkeler seviyesine geçebilmesi için gündelik yaşamda yaptığı ve yapılmasını arzuladığı davranışlara kadar eksiksiz ve insani yönleriyle bütüncül bir Mustafa Kemal portresi ortaya koyuyor.

Bu kitapta, Mustafa Kemal’in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız. 
Bugüne kadar hep Atatürk’ü okudunuz Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal’i okuyacaksınız! (Tanıtım Bülteninden)

Yorumlarımız:


Yılmaz Özdil’in kaleme aldığı M. Kemal kitabı biografik bir eser. Doğumundan ölümüne kadar olan süreçte  Atatürk’ün hayatı, dolaysıyla Osmanlının sonu, cumhuriyetin kuruluşu ve yaklaşık ilk on yıla ait tarihsel ve toplumsal gelişmeler son derece yalın, öz, anlaşılır ve akıcı bir dille kağıda dökülmüş. Adeta bir konuşma metni gibi bir uslupla yazılmış. Konular ana hatları ile verilirken adeta yaşlıların geçmiş hafızaları tazelenmiş; yeni neslin ise yakın tarihin, Atatürk önderliğinde nasıl zorluklarla ve azimle oluştuğu konusunda dikkati çekilmiştir. Benim açımdan  kitabın en can alıcı ve faydalı bölümü Mustafa Kemal’li yıllarda dünya... bölümüdür. Bu bölüm karşılaştırmalı bir analiz gibidir. Bence M. Kemal kitabını herkes özellikle gençler okumalıdır. Kitap kulüpleri  için ise benim tavsiyem Andrew Mango’nun Atatürk kitabıdır; çünkü içinde çok  derin analizler vardır. Yazarı ingiliz olmasına rağmen oldukça objektif bir yaklaşım içerir. Şüphesiz başucu kitabıdır. LEYLA

İtiraf etmeliyim ki, bu kitabı okumaya karar verdiğimizde, daha ilk sayfayı çevirirken “pozitif ayrımcılık”, ya da pozitif önyargı ile başladım….
Yılmaz Özdil gibi, ciddi araştırmacı bir gazetecinin ürünü olması, Özdil’in gerçek bir Atatürkçü kimliği, ve kitabın misyonunun Atatürk’ün kişilik özelliklerini detaylı olarak gün yüzüne çıkarmak olduğunu bilmem, benim için en baştan keyifli bir sürecin ipuçlarıydı…. Ve kitap süresince hiç hayalkırıklığına uğramadım…
Atatürk’ün ne olağandışı bir vizyon ve yaşam enerjisine sahip olduğunu, detaycılığının günlük yaşantısının ne kadar farklı yönlerine uzandığını, ve bunların çok küçük yaşlarından itibaren  üstüste koyduğu eğitim, öğrenme, deneyimleme, gözlemleme yeteneklerine dayandığını görüyoruz kitapta.
Son derece dirayetli bir azim ve kararlılıkla Cumhuriyet ve Medeni Türkiye’yi yaratma misyonunun, neredeyse çocuk denecek yaşlarında tüm benliğinde hissettiğini, her adımının sanki bu misyona ulaşmak üzere birer yapıtaşı olduğunu anlayabiliyoruz…… Bildiğimizi zannettiğimiz birçok konunun ne denli derinlikleri olduğunu keşfediyoruz sayfalar ilerledikçe…..
Ben, Özdil’in satırlarında; Atatürk’ün bildiği yabancı dilleri ne yetkinlikte (çeviri yapacak kadar), nerede, ne koşullarda ve ne tür bir güçlü itkiyle öğrendiğini, öğrenmeye devam ettiğini şaşkınlıkla okudum… Çok sayıda kitap okuduğunu bilmekle beraber, savaş sırasında, kumandan sıfatıyla, çadırlarda geceleyerek yer aldığı çarpışmalar süresince de vakit ayırıp, adeta ibadet edercesine, meditasyon yaparcasına, sadece kendisi istediği, onun karakterinin bir parçası, her daim alışkanlığı olduğu için kitap okuduğunu okudum…. Yüksek ve asil hedeflerin peşinden koşan , tüm milletin varoluşu, geleceği için çabalayan bir insanın, gerçek anlamda bir “insan” olduğunu, müzik, sanat, siyaset, bilim, felsefe, askeriye, sosyalbilimler gibi alanlara derinden ulaşabildiğini…… akılcı ama bir yandan da o kadar duygusal tarafı gelişkin bir adam olduğunu, okudum…… Zekasının hem akıl hem duygusal yönünün birbiriyle yarışır olmasının Atatürk’ü Atatürk’ün yaptığını okudum… Ve bir kez daha hayran oldum.
Kitabın beni şaşırtan ve üzen bir yönü ise, tarihimize, değerlerimize ne kadar az sahip çıktığımızı, arşivleme kültürümüzün zayıflığı nedeniyle Atatürk’ümüzün ve onun yaptıklarının, fikirlerinin belgelemelerinin ne ölçüde eksik kaldığını bir kez daha hayıflanarak farketmek oldu….. Birçok anlatı, aktarı sadece Özdil özelinde değil, genelde de aktarılan anılara ( ki bunların çoğunun farklı versiyonları olması doğaldır, yazılı ve ortaklaşa paylaşım/basım ortamından gelmedikleri için) dayanmaktadır….. Bu açıdan eleştirilere açıktır kuşkusuz kitabın detayları, ancak, daha önce belirttiğim gibi, yazarın amacının ve niyetinin gerçekleri belli bir algı yaratmak uğruna saptırmak olmayacağını bilmem, benim için soru işaretlerini tamamen ortadan kaldırmıştır en baştan….. Sağlama yapmak için değil ama, derin ve uzun süreli bir araştırmaya dayanan bu kitabın araştırma kaynaklarının, referanslarının listesinin kitabın sonuna eklenmesi çok büyük bir zenginlik olacaktır kanımca…
Yılmaz Özdil’in kitabının özellikle, hikaye etme tekniğinden kaçınılarak yazılan ve gerçek anlamda bir Biyografi olarak da nitelenemeyecek bir kitap olduğunun başından beri bilincindeydim. Dolayısıyla, tekniği sorgulamaktansa içeriğine odaklanmak gerektiğini kavramak ve kitabı bu şekilde okumak gerektiğini düşünüyorum……Ve bu kitabın okuyucuyu sokmaya çalıştığı okuma rutinine ayak diretmektense, onun akışına kapılarak, içeriğin gücünden, zenginliğinden keyif almanın çok değerli bir kazanım olacağına inanıyorum herkes için….… UFUK


Bu ay kitap kulübü olarak okuduğumuz kitap Yılmaz Özdil'in yeni kitabı "Mustafa Kemal". Kitabı okuduğumda Mustafa Kemal Atatürk hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumu gördüm.

Genel olarak Atatürk'ü asker, komutan, lider, Cumhurbaşkanı, reformist kimlikleri ve askeri, siyasi başarıları ile tanıyoruz. Bu kitap ise bize Mustafa Kemal'i bu özelliklerinin detaylı anlatımı yanı sıra; özel hayatı ( ailesi, manevi çocukları, arkadaşları, hayatına giren kadınlar, geçirdiği hastalıkları vs.) ve insani yönleri ( doğa sevgisi, hayvan sevgisi, hobileri, sevdiği yemekler, dinlediği müzikler , giyim tarzı vs.) ile anlatıyor .

Kitapta Yılmaz Özdil'in köşe yazılarından alıştığımız anlatım dili kullanılmış . Kısa paragraflar , kısa cümleler , rahat okunabilen sade bir dil kullanılmış. Bu özelliği ile herkesin rahatlıkla okuyabileceği ve Mustafa Kemal'i daha yakından tanıyacağı bir biyografi  kitabı .
Biyografi kitabının kitap kulübünde tartışılması zor olmasına rağmen, herkesin Atatürk  için söyleyeceği çok sözü olduğu için  toplantı verimli  geçti.
Geniş kitlelere ulaşmasını ve herkesin okumasını tavsiye ediyorum.IŞIL

Yılmaz Özdil’in kaleme aldığı Mustafa Kemal adlı, Atatürk'ü kişisel/ insani yönleriyle tanıtmayı amaçlayan kitabını zevkle okudum. Kitap bir roman formatından ziyade onu tanıyan insanların anıları, belgelerde yer alan ancak herkes tarafından çok bilinmeyen, pek fazla gün ışığına çıkmamış bilgilere ve anekdotlara dayandırıldığından, alışageldiğimiz romanlardan farklı bulmak mümkün. Ancak, olayların akışında her ne kadar kronolojiye çok sıkı bir şekilde sadık kalınmasa da, kolay okunur ve sürükleyici bir kitap ortaya çıkmış. Atatürk’ün sadece bir askeri deha olmadığını anımsayarak, bilim alanında yaptığı hizmetler, sosyal yaşamda kadın erkek eşitliği, sanatın önemi, Türk dili ve tarihine yaptığı hizmetler, din konusunda gösterdiği hassasiyet ve bilgisi, yaptığı devrimler ve yaşadığı dönemin çok ötesini görebilme yetisi/ vizyonu hakkında ne kadar çok bilgi edinebilirsek onu tanımamız o kadar sağlam temellere oturacaktır görüşündeyim.

Öte yandan kitabın, günümüzde yobaz dinci kesim veya ülkeyi bölmek isteyen güçlerin ortaya attığı bir takım asılsız iddiaları çürüterek, gerçekleri aydınlatıcı bakış açısıyla da önemli olduğunu düşünmekteyim. Atatürk'ü özümsemiş kitlelerin bile yalan, yanlış hikayelere maruz bırakıldığı durumlarda hiç olmazsa bu yalanlara pabuç bırakılmaması açısından da bir işlev üslendiğini yadsınamaz. Yılmaz Özdil’in kitabına bu perspektifle baktığımda Atatürk ile ilgili bizlere şimdiye kadar okuduklarımızın yanısıra, farklı bilgiler vermesinden ve onu daha yakın tanımamıza olanak sağladığından dolayı başarılı bulup, okunmasını herkese öneririm. DEMET


Yılmaz Özdil ‘in kaleme aldığı Mustafa Kemal biyografisini  hem  satışından elde edilen gelirin bir hayır kurumuna bağışlanma kararı hem de Atatürk’ün daha az bilinen taraflarının kolay okunabilen bir dille yazılması  açısından amacına uygun ve başarılı buldum.
Kitabı okudukça her Türk vatandaşı gibi her yönüyle hayran olduğumuz Mustafa Kemal’e zekası, bilgisi, görgüsü, öngörüsü, liderlik vasfı, askeri dehası ve devlet adamlığı ve de burada sayılmayacak kadar çok yönüyle  bir kez daha hayran oldum ve onun yarattığı Türkiye Cumhuriyetinin bir ferdi olarak gurur duydum. Kitabı okudukça onun çok  bilinen taraflarının yanısıra  ne kadar arkadaş ve dost canlısı olduğunu, manevi çocukları ile ne kadar yakından ilgilendiğini, savaş alanından tanıdığı ve yararını gördüğü nice asker “çocuğu”(kendi ifadesiyle) daha sonra yakın hizmetine alması gibi naif yönlerini de öğreniyoruz. Yılmaz Özdil’in köşe yazılarında alışık olduğumuz anlatımı bu kitapta da fark ediyoruz. Bu da biyografinin kolay okunmasını sağlıyor ancak kronolojik olarak anlatımlarda zaman zaman kafa karışıklığına neden oluyor. Kitabın arkasında yer alan bölümde  Mustafa Kemal ‘in hayatındaki  çeşitli devreleri o dönemde dünyadaki gelişmeleri  anlatarak vermesi  çok başarılı bir bilgilendirme olarak nitelenebilir. Daha geniş kitleler tarafından okunması ve satın alınması  dileğiyle Yılmaz Özdil’i kutluyorum. BEYZA

Mustafa Kemal’i çok iyi tanıdığımı, hakkında her şeyi bildiğimi düşünürdüm. Ama bu kitap gösterdi ki bilmediğim çok şey varmış.
Bir biyografi değil bu kitap, kronolojik bir sırası yok. Sanki bir anekdotlar demeti. Her bölümün sonunda yeni bir yönünü keşfediyorsun Mustafa Kemal’in, kitap tutkusunu, annesine olan düşkünlüğünü, hayvan sevgisini, bitmek bilmeyen enerjisini, her konudaki detaycılığını, giyimine olan merakını, kadınlara karşı olan saygısını, müziğe, sanata, felsefeye olan merakını, .... Ömrünün yarısı savaş alanlarında geçmiş bir insanın nasıl bu kadar naif olduğuna şaşırarak..

Üstelik bunları köşe yazılarından alışık olduğumuz üslupla yazmış Yılmaz Özdil, kısa, net akılda kalıcı cümlelerle... Belli ki uzun bir çalışmanın ürünü bu kitap. Bu kadar anıyı bir araya toplamak hiç  kolay olmamıştır. Umarım geniş kitlelere ulaşır ve bilhassa gençler tarafından çok okunur. NURİZER