Moderatör: Yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Moderatör: Yüksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2026 Perşembe

Cenup


                                                 

                                                Özgün adı: Austral 

Yazar: Carlos Fonseca 

Orijinal Dili: İspanyolca                                                 

Çeviri: Roza Hakmen

Kapak Resmi: Ferdinand Hodler

Kapak Tasarımı: Emine Bora

Yayınevi: Metis Yayıncılık

 

  

Bıraktığımız izler, sildiğimiz izler ve yeniden inşa etmeye çalıştığımız izler üzerine bir anlatı.

Modernitenin ezici hızına ve barbarlığına teslim olmayı inatla reddeden kahramanların izini süren ekolojik bir roman Cenup. Günümüzdeki yabancı düşmanlığının kökenlerini kazıp çıkarma peşinde Latin Amerika’nın zorlu coğrafyasında güneye doğru bir yolculuğa çağırıyor okuru: Guatemala’nın harap olmuş topraklarından, Nietzsche’nin kız kardeşinin Paraguay’da kurduğu Yahudi aleyhtarı komün Yeni Almanya’dan geçip Amazonlara varan uzun bir yolculuğa...

Sözcüklerin ve imgelerin toplamından inşa edilen bu çok katmanlı roman, kaybın acısı, dillerin ve anıların silinişi, bellek ve yazı ihtiyacı ve küreselleşmenin tehlikelerine dair büyüleyici bir anlatı.


Yorumlarımız:

Latin Amerika edebiyatının genç kuşak yazarlarından Carlos Fonseca'nın Cenup (Austral) romanı entelektüel derinliği olan birçok temayı barındıran karmaşık yapılı bir eserdir. çok katmanlı entelektüel derinliği olan romannın belirgin özelliği, edebiyat, felsefe, sanat tarihi ve antropolojiden aldığı yoğun referanslardır. birçok düşünür ve sanatçıya gönderme yaparak, okurdan entelektüel bir katılım bekler. Eser, yalnızca bir hikaye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda tarih, bellek ve dil üzerine düşünsel bir deneme sunar.

Romanın kurgusal yapısı, geleneksel, doğrusal anlatılardan farklıdır. Hikaye, bir araya getirilmesi gereken belgeler, günlükler, notlar ve farklı anlatıcı sesleri aracılığıyla parçalı ve sarmal bir biçimde ilerler; okurun bir dedektif gibi sürekli olarak izleri takip etmesi gerektirir. Ancak aranan "gerçek," polsiye bir olaydan çok, tarihsel, dilsel ve kültürel bir kayıp olgusudur.

Kitabın merkezinde kaybın acısı, dillerin ve anıların silinişi ve bellek tiyatrosunda yeniden var etme çabası yer alır.  Aliza nın bıraktığı metinler  aracılığıyla gerçeği arayan Julio'nun hikayesi, kişisel bir yolculuktan çıkıp tarihsel ve düşünsel bir serüvene dönüşür.

Roman, okuru Latin Amerika'nın zorlu coğrafyasında, güneye (Austral/Cenup) doğru bir yolculuğa çıkarır. Bu, hem fiziksel hem de düşünsel bir yolculuktur.Kitap bittiğinde, dünyaya artık sadece bir harita değil, her köşesinde bir sesin, bir kelimenin veya bir hatıranın yankılandığı yaşayan bir arşivdir..

Özetle, Cenup (Austral), okurunu entelektüel olarak zorlayan,iyi kurgulanmış ancak bu karmaşık yapısı nedeniyle her okur için kolay olmayan bir romandır. YÜKSEL

 

25 Ocak 2025 Cumartesi

Romantik Hareket

 



                                             

                                                Yazar: Alain de Botton

                                                Orijinal Adı: The Romantic Movement

                                                Yayınevi: Sel Yayıncılık

                                                Çeviren: A. Sıla Bayer

                                                Basım Yeri / Tarihi: Istanbul, 2001

 

Romantik Hareket'te Alain de Botton bir aşk ilişkisinin başlangıcından bitişine kadarki gelişimini keşfediyor, bu keşif sırasında sanat ve aşkın doğasına ilişkin düşüncelerini paylaşıyor okurla. Reklamcı Alice ile bankacı Eric arasındaki ilişkiye aşama aşama tanıklık ediyoruz.

Tanıklığımıza şemalar, resimler ve Descartes'tan Platon'a, Aretha Franklin'den Flaubert'e kadar birçok ismi kapsayan bir yazarlar ve düşünürler korosu eşlik ediyor.

 

Yorumlarımız:

 

Alain de Botton’un Romantik Hareket (The Romantic Movement) kitabı, modern ilişkilerde aşkın doğasını ve karmaşıklığını inceleyen kurgu ve makalelerden oluşan katmanlı bir eserdir.

Kitap, aşkı psikolojik, felsefi ve toplumsal yönlerden inceler. Botton, bir çiftin ilişkisini anlatırken, bu ilişkiyi daha geniş bir bağlamda analiz eder. Aşkın başlangıcındaki tutku, zamanla ortaya çıkan hayal kırıklıkları, özlem ve bağlılık ve ayrılık gibi farklı aşamaları ele alır.

Modern aşk anlayışımızın romantik ideallerden nasıl etkilendiğini sorgular. Bu ideallerin bireyler üzerinde yarattığı baskılar ve gerçeklerle yüzleştiğimizde ortaya çıkan uyumsuzluklar tartışılır.

Botton, aşkın sadece duygusal bir deneyim olmadığını, aynı zamanda kişinin varoluşunu şekillendiren karmaşık bir süreç olduğunu, kimlik arayışının ve bireysel eksikliklerin bir yansıması olduğunu savunur.

Aşkın, bireyin kendi eksikliklerini yansıtma ve bunlarla başa çıkma biçimi olduğuna dikkat çeker.

Kitap, aşka dair büyük beklentilerin neden olduğu hayal kırıklıklarını da tartışır. Botton, romantik beklentilerin gerçeklikte karşılanamamasının bireyde nasıl bir eksiklik duygusu yarattığını detaylı bir şekilde işler.

Aşk, yalnızca bir duygusal bağ değil, aynı zamanda bireyin geçmiş travmaları ve arzularıyla yüzleştiği bir arenadır. Botton, aşkın bilinçaltındaki etkilerini ve bireyin kendisini tanımasına, kendine dair nasıl bir farkındalılık yarattığına olan katkısını analiz eder.

Kitaptaki karakterler, aşkı ve insan ilişkilerini farklı açılardan temsil eden figürlerdir. Kadın karakter, genellikle duygusal bir derinliği ve kendini sorgulamayı temsil ederken, erkek karakter ise rasyonalite ve romantik ideallere karşı bir eleştiriyi temsil eder. İki karakter arasındaki diyaloglar, ilişki dinamiklerinin çatışmalarını ve uyum çabalarını yansıtır.

Botton, ilişkileri hem felsefi hem de psikolojik bir bakış açısıyla ele alır. Kitap boyunca sıklıkla filozoflardan, edebiyat eserlerinden ve psikolojik teorilerden referanslar verilir.

Yazar, aşkın büyük dramatik anlarından ziyade gündelik hayatın küçük detaylarını vurgular. Çiftlerin birlikte geçirdiği sıradan anlar, ilişkilerin dinamiğini anlamak için anahtar niteliğindedir.

Botton, aşkın bazen absürt ve trajikomik doğasını mizahi bir şekilde ele alır. Bu ironi, kitabın felsefi derinliğini daha erişilebilir hale getirir.

Alain de Botton’un Romantik Hareket adlı eseri, alışılmış aşk hikayelerinden farklı olarak aşka dair yüzeysel anlayışlarımızı sorgulatan, derin ve düşündürücü bir eserdir. Aşkın idealize edilmiş bir peri masalı olmadığını, aksine bireyin varoluşsal karmaşasının bir yansıması olduğunu hatırlatır.

Bu kitap, aşkı daha iyi anlamak ve insan ilişkilerini daha derin bir perspektifle değerlendirmek aşkın karmaşıklığını entelektüel bir derinlikte keşfetmek isteyenler için her zaman okunabilecek niteliktedir. YÜKSEL

17 Mart 2024 Pazar

Usta ve Margarita

 

                                               



                                               Yazar: Mihail Bulgakov

                                               Orijinal Dili: Rusça                                                    

                                               Yayınevi: İş Bankası Yayınları

                                               Çeviren: Mustafa Kemal Yılmaz

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, Mart 2023, 23. Baskı

 


Sovyet edebiyatının önde gelen adlarından olan Mihail Bulgakov, yapıtlarının çoğunda Sovyet bürokrasisini eleştirdi; bu nedenle Sovyet otoriteleriyle pek çok kez karşı karşıya geldi, yazdıkları sansürlendi. Yazarın Usta ile Margarita adlı dev yapıtı ise, kendi sağlığında değil, ölümünden yirmi altı yıl sonra, 1966'da yayınlandı. Üstelik yaklaşık seksen sayfası çıkarılmış olarak. Yayınladığımız bu kitap, sansüre uğrayan bu sayfaları da içeriyor. Usta ile Margarita, son derece kıvrak bir kurguyla birbirine bağlanan ayrı öykülerden oluşuyor. Otuzlu yıllarda, Moskova'da iki yazar, bir bankta oturmuş, İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışmaktadırlar. Birdenbire, yandaki bankta bir adam şekillenir ve sohbete karışır. Düzgün bir Sovyet vatandaşı gibi görünmektedir, ancak geleceği okuma yeteneğine sahiptir ilginç yabancı. Örneğin, yazarlardan birine öleceğini söyler, yazar gerçekten çok kısa bir süre sonra ölür. İkinci yazar ise, gene yabancının önceden bildiği gibi delirir ve akıl hastanesine kapatılır. Yabancı dediğimiz kişi ise, sosyalist Sovyet toplumunu ziyarete gelmiş olan şeytanın ta kendisidir ve bu kez adı Woland'dır. Woland ve yanındaki yardımcıları, Moskova'da fantastik bir alt üst oluşa neden olurlar; tıkır tıkır işleyen pek çok mekanizma, Bulgakov'un keskin kara mizahıyla parçalanır, dağılır, bozulur. Bu sırada, akıl hastanesine yatırılmış olan yazar, orada bir 'Usta'yla karşılaşır; 'Usta', ona kendi yazdığı, Pontius Pilatus'la ilgili kitabı, ayrıca Margarita'ya olan aşkını anlatır, ki zaten aklını kaybetmesine neden olan da, kaleme aldığı romandır. Tabii şeytan da, Bulgakov'un müthiş canlandırma gücüyle kılıktan kılığa girmekte, romandaki her öyküye nüfuz etmektedir. Usta ile Margarita, yirminci yüzyıl edebiyatının başyapıtlarından.


Yorumlarımız:

 

Ukrayna asıllı yazar Mihail Bulgakov bu büyük eserini 1928’den 1940 yılındaki ölümüne kadar tekrar tekrar okuyup değişiklikler yaparak yazıyor. Roman ancak 1966’da eşinin derlemeleriyle yayınlanabiliyor.

Kendini kara büyü uzmanı Profesör Woland olarak tanıtan şeytan ve yardımcılarının Moskova’ya gelişiyle başlayan ana hikaye onların sihirli oyunları ile sürüyor. Woland’ın yaptıkları Moskova’lıları çok zor durumlara soksa da, Woland aslında temas kurduğu hiç kimseyi bir şey yapmaya zorlamıyor. Sadece insanın gerçek doğasında bulunan zayıflıkları ortaya çıkarıyor. Romana ismini veren Usta ve Margarita’nın yaşadıkları da romanın ikinci katmanını oluşturuyor. Usta, yazdığı roman yayınlanmayınca bunalıma girmiş ve akıl hastanesine düşmüş bir yazar. Margarita ise evli olmasına rağmen Usta’ya ve yazdığı romana tutkuyla bağlı bir kadın. Aşkından sevgilisi uğruna şeytanla bile aynı masaya oturabiliyor. Usta’nın yazdığı romanın kahramanı olan Pontius Platus’un hikayesi de roman içinde roman olarak anlatılıyor Birbirinden farklı gibi görünen bu üç hikâyeyi yazar aynı eserde buluşturup harmanlıyor. Birbirinden farklı karakterleri, mekanları ve de zamanları sonsuz bir yaratıcılıkla betimliyor.

Bulgakov Usta ile Margarita’da gerçekle gerçeküstüyü, felsefeyle sistem eleştirisini dengeli bir dualizm ile ustalıkla birleştiriyor. Bunu kara mizah diliyle güldürerek, güldürürken de düşündürerek gerçekleştiriyor Bulkagov’un tüm fantastik anlatımlarıyla edebi bir şölene dönmüş olan Usta ile Margarita modern zamanın klasiklerinden biri. YÜKSEL

 

 

30 Mayıs 2023 Salı

Oğullar ve Sevgililer


                                              

                                                Yazar: D.H. Lawrence

                                               Orijinal Dili: İngilizce

                                               Çeviren: Tülin Nutku

                                               Yayınevi: Can Yayınları

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, Aralık 2019 - 5.Baskı

 

Oğullar ve Sevgililer, hem Kuzey İngiltere’de bir madenci kasabasında yaşayan Morel ailesinin, hem de başkahramanı Paul Morel’in romanıdır. Ama daha çok da, Paul Morel ile annesi Gertrude Morel arasındaki karmaşık ilişkinin romanı.

Bayan Morel, kaba saba bir adam olan, içkiye düşkün kocasında aradıklarını bulamayınca, tüm umutlarını oğullarına, özellikle de Paul’a bağlar. Buyurgan annenin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul’un yaşamını baştan sona etkileyecek, yalnızca babasıyla olan ilişkisine değil, âşık olduğu iki kadınla ilişkilerine de egemen olacaktır.

Ülkemizde genellikle Lady Chatterley’in Sevgilisi romanıyla tanınan ünlü İngiliz yazar D. H. Lawrence’ın başyapıtlarından Oğullar ve Sevgililer, büyük ölçüde otobiyografik özellikler taşır. Romanın başkahramanı Paul Morel, birçoklarınca Lawrence’a benzetilmiş, sarhoş gezen madenci baba ve ona direnen güçlü anne tiplerinin de açıkça yazarın kendi anne ve babasını andırdığı ileri sürülmüştür.

10 Şubat 2021 Çarşamba

Mozart ve Deyyuslar

 

                                     

                                               Yazar: Anthony Burgess

                                               Orijinal Adı: Mozart & The Wolf Gang

                                               Orijinal Dili: İngilizce                                            

                                               Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

                                               Çeviren: Aslı Biçen                                             

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2019 – 7. Baskı

 

Müziğin bir süsten, bir oyuncaktan, boş hayatlarınızı süsleyen sesli bir duvar kağıdından daha fazla bir şey olduğu bilmem hiç aklınıza geldi mi krallar, kraliçeler, asilzadeler? İlahınıza ulaşmak için dua etmek, tespih çekmek yetmez. Bu ancak müzikle olur- duanın dilinden daha yükseğe erişen o dil, insan ruhunu ilahi varlığa bağlayan o narin zincir. Sizin için bir kulak şekerlemesi, yutup unuttuğunuz bir sufle, ardından geğirdiğiniz bir kadeh şarap. Ama müzik, Tanrı'nın daha fazla yüceltilmesi için dini bütünlerin elleriyle yapılmış bir katedraldir. Bunu inkâr ettiğiniz için zındıksınız. Zındık olduğunuz için lanetlenmişsiniz. Lanetlenenler nereye gider bilirsiniz. Bu gerçek parodi karşısında müzik melekleri utançla yüzlerini gizlediler. Aman uşak efendiler, beni dışarı atmak için beyaz eldivenlerinizi kirletmeyin. Zaten gidiyorum.

Wolfgang Amadeus Mozart’ın iki yüzüncü ölüm yıldönümü olan 1991 yılında yayımlanan Mozart ve Deyyuslar, ünlü bestecinin kişiliğini ve eserlerini anlamak için yazılmış belki de en eğlenceli kitap; felsefi, teolojik, ironik göndermelerle dolu bir roman. Eleştirmenlere göre “40. Senfoni’yi edebiyata dönüştürmek için Stendhalvari bir çaba” olan kitapta Burgess’ın dehasına bir kez daha şapka çıkaracaksınız.

 

Yorumlarımız:


Mozart ve Deyyuslar kitap kulübümüzde Anthony Burgess’ten okuduğumuz ikinci kitap oldu. Bu kitap her ne kadar tarz olarak roman olsa da deneysel bir formatta yazılmış; şöyle ki an gövde bir tiyatro replikleri şeklinde, ancak araya üç adet düz yazı girmekte. Tiyatro replikleri olan bölüm cennette birçok bestecinin, libretto yazarı hatta bazı romancılarla Mozart’ın 200.cü yıldönümü için düzenlenen bir tiyatronun provası. Araya giren ilk gelen düz yazı, okuyucuyu biraz afallatmakta çünkü müzik sistematiğinde kelime tekrarlarıyla yazılmış; kanımca burada esas olan Mozart’ın yaşadığı dönemi tüm çıplaklığıyla yansıtmak. Şöyle ki Avrupa’da imparatorluk devri; müzik sadece krallar ve kiliseye hizmet etmekte çünkü onların himayesinde olmak durumunda. O nedenle imparatorluğun kesin ve son derece sınırları belli, aşırılıklara yer vermeyen, dinleyiciyi rahatsız etmeden, sanki soru cevap şeklinde formatlanmış, böylece huzur veren ve ses yoluyla şaşırmaca ve kalıpların dışına çıkmamayı ön gören müziği bu yazı biçiminde bir halıda tekrar eden kareler ile sembolleştirilmiş. (bknz Sanatta kare ne ifade eder). Hal   böyle olmakla birlikte imparatorluk devrinin kapanmasına veya eski şekliyle monarşinin devam edemeyeceğine göndermelerde mevcut- aynı dönemde Fransız ihtilalinin eli kulağında olduğu düşünülürse yazıda bu sıkıntıyı, o sıkışmışlık ve tarihin birşeylere gebe olduğu hissetmek mümkün. İkinci düz yazı Anthony Burgess’in müzik, felsefe, sanat konusunda kendi iç sesiyle konuşması şeklinde ve burada entellektüel açıdan çelişkiler, zıt fikirler, sorgulamalar mevcut. Kitabın sonunda Burgess klasik müzik tarihinin kendi açısından bir özetini, değerlendirmesini yapıp, kitabı sonlandırıyor. Teatral bölüme baktığımızda bestecilerin ve onlarla birlikte bazı libretto yazarı ve edebiyatçıların kendi aralarında konuşmalarına, değerlendirmelerine yer verilmiş; ancak bu kısımda oldukça yoğun bir klasik müzik bilgisine sahip değilseniz takipte ve konuşulanları, esprileri ve çekişmeleri anlamakta zorlanırsınız. Yazar hem kendisi piyano çalıp hem de beste yaptığından (senfoni), oldukça sıklıkla müzik terminolojisi kullanmakta, detaylara yer vermekte. Ayrıca bestecilerin klasik müziğin değişik dönemlerini temsil ettiğini de düşünecek olursak, onların müziğine de aşına olmak gerekmekte. Eğer bugüne kadar klasik müzik ilgi alanınızda değilse kitabı ancak müzisyenleri ve dönemleri araştırarak, hatta kitabı iki kere okuyarak anlayabilmek mümkün- hatta bestecilerin baş yapıtlarını da dinlemek gerekebilir. Tüm bunlardan sonra kitabı keyifle okuyabilirsiniz ancak bu eforu ortaya koymayacaksanız, anlaması ve sindirmesi zor bir kitap. DEMET

 

 

Mozart ve Deyyuslar, Anthony Burgess in yazdığı, Wolfgang Amadeus Mozart’ın iki yüzüncü ölüm yıldönümü olan 1991 yılında yayınlanan ünlü bestecinin kişiliği ile eserlerinin ve de klasik müziğin anlatıldığı felsefi, tarihi, ironik göndermelerle dolu bir roman.

Kitap anlatım biçimi olarak da okuyucusunu Mozart hakkında bir sonuca bir yoruma vardırmak yerine ona Mozart’ın hayatından müziğinden ve de onun hakkındaki görüşlerden kesitler sunuyor. Roman cennette klasik müzik tarihinin ünlü müzisyenleri arasında geçen konuşmalarla başlıyor. Büyük bestecinin ölümünün 200. yıl dönümü anısına Tanrı tarafından bir opera buffa düzenlenmesi istenir ve bu işin organizasyonu da Mendelssohn’a verilir. 

İlk bölümdeki teatral formdaki repliklerden oluşan metin libretto, film senaryosu, kısa hikâye gibi birçok anlatım biçiminin ard arda ve bir arada kullanılmış olduğu parçalı ve deneysel yapıdadır.

Ünlü müzisyenlerin replikleriyle devam eden metin üç kez Mozart ın hayatından kesitlerin yer aldığı librettolarla kesiliyor. Üçüncü perdenin ardındaki konuşmalardan sonra deneysel kısa bir hikâye yer alıyor. Bunu yazarın Anthony ve Burgess arasında geçen müzik üzerine diyalogları izliyor. Ardından Mozart ın hayatından kesitlerin film sahnesi şeklinde anlatıldığı bölümler yer alıyor. Tekrar yazarın Anthony ve Burgess arasında geçen müzik üzerine diyalogları geliyor. Ardından cennette klasik müzik tarihinin ünlü müzisyenleri arasında geçen teatral repliklerle sona yaklaşan roman yazarın tek kişi olarak okura hitabı ile bitiyor.

Mozart ve Deyyuslar kitabını anlamak için müzik, müzik tarihi, edebiyat, felsefe, tarih ve teoloji ile ilgili en azından da olsa bir birikim gerekiyor bu nedenle okunması zor bir kitap. Sanırım okuyucudan beklenen eserde ne anlatıldığını çözmeye çalışmaktansa müzik eseri dinler gibi kendini metindeki seslerin akışına bırakması, yoksa eser içinde kaybolmak çok kolay. YÜKSEL