5 Ocak 2025 Pazar

Alain De Botton


 

Alain De Botton, 20 Aralık 1969 yılında İsviçre’nin Zürih kentinde dünyaya geldi. Babası “Global Asset Management”’ın yaratıcısı da olan bir finansördü. Alain De Botton, 8 yaşına kadar Zürih’te yaşadı, bu dönemde iyi düzeyde Almanca ve Fransızca öğrendi. 1977 yılında İngiltere’ye geldikten sonra, Oxford’daki Dragon School’a kaydoldu. Sonrasında eğitimine Harrow School’da devam etti. Bu okuldan mezun olduktan sonra tarih okumak için CambridgeÜniversitesi’ne gitti. Felsefe doktorası yapmak üzere Harvard Üniversitesi’ne başladı, fakat roman yazmak istediği için çalışmalarına bu yönde devam etmeye karar verdi.

1993'de ilk romanı “Essays In Love” ( Aşk Üzerine) yayınlandı. Eleştirmenlerce ayakta alkışlanan kitapta, aşk kavramı, bir ilişkinin ekseninde a’dan z’ye ele alınıyordu. Kitabın tarzı farklıydı, çünkü roman türünde pek karşılaşılmayan nitelikte analizler ve yansımalar içeriyordu. Filozoflardan ve büyük düşünürlerden yapılan alıntılar kurgusal bir hikayeyi aydınlatıyor, konunun işlenişine çok boyutluluk katıyordu.

 Essays In Love’ın ardından 1994 yılında “The Romantic Movement” (Romantik Hareket) ve hemen ardından 1995’te “Kiss and Tel”l (Öp ve Anlat) yayınlandı. Bu iki kitapta da De Botton, farklı tarzını zengin ve etkileyici anlatımıyla bütünlemeye devam etti.

1997 yılında dördüncü kitabı “How Proust Can Change Your Life” (Proust Hayatınızı Nasıl Değiştirebilir?) yayınladığında tüm dünya onu tanımaya başladı. Kitap Amerika ve İngiltere’de best-seller oldu. Dahiyane yazar Proust’un hayatını ve çalışmalarını baz aldığı kurgusal olmayan kitabında, De Botton, ironik biçimde yeni bir “Kendi kendine yardım” teorisi geliştirdi ve bu konuda daha önce yayınlanıp büyük yankı bulmuş “kendine kendine yardım” kitaplarının analizini yaptı.

"The Consolations of Philosophy" (Felsefenin Tesellisi), 2000 yılında raflardaki yerini aldı. Alain de Botton bu kitabında bütün zamanların en büyük düşünürlerinin hayatları ve yazdıkları arasından günlük yaşama bilgece yaklaşımlarını bir araya getirdi. Felsefe ve edebiyatın aynı potada eridiği kitabı, 2002 yılında yayınladığı “The Art of Travel”(Seyahat Sanatı) takip etti. De Botton bu kez de okuyucularını Flaubert, Wordsworth, Baudelaire ve Van Gogh gibi yazar ve sanatçıların rehberliğinde, yine vizyonu geniş olan bir edebi seyahate çıkardı.

2004 yılında statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri incelediği kitabı “Status Anxiety”i(Statü Endişesi) yayınladı. Kitapta toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayaklı filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların resmi geçidini okurlarına sundu.

Alain De Botton 2006 yılında “The Architecture of Happiness”i( Mutluluğun Mimarisi) yayınladı. Bu kitabında yazar, farklı yapıda binalar, duvarlar, ev eşyaları ve çevre düzeniyle çevrili olan hayatımızda mimari ve mutluluk arasındaki bağı inceledi.

Alain De Botton’un aynı zamanda yönetmen Neil Crombie ile kurduğu, kitaplarının ve çalışmalarının belgesellerinin hazırlandığı, “Seneca Productions” adında bir prodüksiyon şirketi var.

2003 yılında evlendiği eşi Charlotte, iki oğlu Samuel ve Saul’le birlikte batı Londra’daki Hammersmith kentinde yaşıyor.

12 Aralık 2024 Perşembe

Yaşamak

 




                                               Yazar: Yu Hua

                                               Özgün Adı: Huozhe

                                               Orijinal Dili: Çince

                                               Yayınevi: Jaguar Kitap

                                               Çeviren: Bahar Kılıç

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2024, 56.Baskı

 

 

Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui.

Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua’nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kâğıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...

Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir “modern klasik”e dönüşen Yaşamak’ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi.


Yorumlarımız:

Yu Hua Çin’in Mao  (1983-1976) sonrası önemli avangard yazarlarından biridir. Çocukluğu Kültür Devriminde geçen (1966-1976) Yu Hua, “Yaşamak” adlı romanında Çindeki iç savaştan başlayarak Kültür devriminde yaşananları köy hayatı süren Xu ailesi üzerinden anlatmakta. Aklın alamayacağı yokluk içindeki toplum bireylerinin yaşama çabaları ailenin babası Fugui’nin anlatımıyla okuyucuya aktarılmakta. Fugui tüm aile bireylerini kaybedip öküzüyle başbaşa kaldığı yaşamı acı ve yokluklarla dolu. Ancak okuyucu bu son derece gercek ve depresif ortamı anlatan kitabı elinden düşürmeden okuyabiliyor çünkü son derece realist ve duygu sömürüsüne yer vermeyen uslub, sürükleyici bir okumaya neden oluyor. Roman insanın her şartta yaşam mücadelesinden vaz geçmemesi ve hayata asılması, insan direncini göstmesi açısından da önemli. Benim için ise Çin’in 1976’lara kadar içinde bulunduğu koşullar/ ekonomik durumdan 48 yıl içinde bugünlere nasıl gelebildiğini, Çin mucizesinin nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışmak, düşünmek için bir fırsat oluşturdu. Sonunda doğru ekonomik politikaların teknokrat bir merkezi sistemden uygulanması, zaten korkunç şartlarda yaşamaya alışık büyük nüfüsun (1.4 milyar insan) ekonomik olarak mobilize edilmesi, tarihsel olarak büyük bir imparatorluk kurmuş, gelenek ve göreneklerine sadık bu ulusu, ciddi reformlarla- özellikle eğitim alanında ve çok çalıştırarak batının karşısına Asyann supergücü olarak çıkabilmesine şaşmamak gerek. “Yasamak” adlı bu kitap orta vadede de dünyanın birinci ekonomik güç olarak tahtına yerleşebileceğini anlamamda bir basamak taşı oldu. Okunmasını tavsiye ederim.  DEMET


1 Aralık 2024 Pazar

Yu Hua

 


Yu Hua, 1960 yılında, Çin’in doğusunda yer alan Hangzhou’da doğdu. Çocukluğu, izleri tüm yapıtlarında görülebilecek Çin Kültür Devrimi yıllarında (1966-76) geçti. Diş hekimliği öğrenimi gördü. Beş yıl boyunca diş hekimliği yaptıktan sonra mesleğini tümüyle bırakıp kendisini edebiyat çalışmalarına adadı. 1993’te yayımlanan romanı Yaşamak [Huózhe], Çinli yönetmen Zhang Yimou tarafından sinemaya aktarıldı. Ülkesinde yasaklanan film, Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’e [Grand Prix] layık görüldü. Her ne kadar romandaki melankoliyi aktarmakta yetersiz kaldığı ve kurguya sadık kalmadığı için eleştirilse de film, kitabın ülkesinde büyük bir şöhret kazanmasını ve dünyada dikkat çekmesini sağladı. Yaşamak, İngilizceye çevrilmesinin ardından Amerika başta olmak üzere birçok ülkede çok satan kitaplar listelerine girmekle kalmadı, edebî niteliğiyle edebiyat çevrelerinde büyük bir heyecan uyandırdı. İtalya’da Premio Grinzane Cavour Ödülü’nü alan roman art arda birçok dile çevrildi ve yazarın Kanını Satan Adam [Xǔ Sānguān Mài Xuè Jì], 1995) romanıyla birlikte, doksanlı yılların en etkileyici romanları arasında gösterildi. Nobel ödüllü Mo Yan ile birlikte Modern Çin edebiyatının yaşayan en önemli yazarı kabul edilen ve ilk kez bir Çinlinin aldığı James Joyce Ödülü’nün de aralarında olduğu birçok saygın ödülüne layık görülen Yu Hua’nın eserleri, iki binli yıllarda yayımlanan Yağmurda Gözyaşları [Zaixiyuzhong Huhan], Kardeşler [Xiōng Dì], Alacakaranlıktaki Çocuk: Saklı Çin’in Hikâyeleri [Huánghūn lǐ de nánhái] romanları ve öykü kitapları ile birlikte şimdilik yirmiden fazla dile çevrilmiştir.


12 Kasım 2024 Salı

Sabahın Üçü

 


                                        Yazar: Gianrico Carofiglio

                                               Özgün Adı: Le Tre Del Mattino

                                               Orijinal Dili: İtalyanca

                                               Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

                                               Çeviren: Eren Cenday

                                               İlk Yayın Tarihi: 2017

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2024, 2.Baskı

 

Anne ve babası o henüz çocukken ayrılan genç Antonio, bir gün sebebi belirsiz krizler yaşamaya başlar; konan teşhise göre epilepsi hastasıdır. Marsilya’da alanında uzman bir doktorun methini duyan aile, soluğu turistlerce tekinsiz bulunan bu eski liman şehrinde alır. Muayeneden sonra durumun geçici olduğunu öğrenirler fakat emin olabilmek için son bir test yapılmalıdır: Antonio normal hayatına devam edeceği iki gün iki gece boyunca uykusuz kalmalıdır, krizler buna rağmen tetiklenmezse tamamen iyileşmiş sayılacak, bu zaman zarfında uykuya dalmadığından emin olmak için babası da ona eşlik edecektir. Ve böylece baba oğulun kırk sekiz saat boyunca müzik, aşk, matematik, felsefe kısaca hayat üzerine sohbet ederek şehrin sokaklarını arşınladığı ve birbirlerini belki de ilk kez tanıdığı bir yolculuk başlar…

Yorumlarımız:

 

Antonio'nun anne ve babası o daha dokuz yaşındayken ayrılmaya karar vermişlerdi. Antonio babasının onu ve annesini terk ettiği düşüncesi ile büyümüştü. Ancak on sekizine girdiğinde yaşayacağı şeyler sonucunda bunun pekte doğru olmadığını fark edecekti.

Sağlık sebeplerinden ötürü Marsilya’da uyumadan babası ile birlikte iki gece geçirmesi gerekir.  Antonio ve babasının bu yolculuğuna eşlik ediyoruz biz de. Bilmedikleri, tanımadıkları bir şehirde, sorumluluklarından uzakta; şehirle beraber birbirlerini keşfedişlerinin öyküsü.

Babasıyla ilgili daha önce fark etmediği şeyler öğrenir. Şiir, müzik, özgürlük ve hayat hakkında konuştuklarında birbirlerini daha çok tanır ve aralarındaki sevgiyi keşfederler.

Bir çocuk diliyle yazılan bu kitapta , çocuk olarak hislerini, sezgilerini çok güzel ifade ediyor Antonio. Son derece iddiasız, sakin, olaysız bir kitap.  NURİZER

 

Sevgili okur,

Yazar ve eleştirmen Adnan Binyazar bir yazısında ‘ ünlü şairlerin , romancıların, oyun yazarlarının nice yüzyıllar aşarak günümüze kalmalarının özünde yarattıkları uslup yatar’ der. Bizim bu ay okuduğumuz  Gianrico Carofiglio’nun 150 sayfalık kısacık romanı ‘Sabahın Üçü’ duru, akıcı, sakin bir yazım sitiline karşın bir o kadar düşündürücü, duygu yüklü , insanın içini cız ettiren, hayatın gerçeklerini yüreklere kazıyan yapısı ile etkileyici bir kitaptır. Hukuk mesleğinde karşılaştığı olaylardan büyük ihtimalle esinlenerek kurguladığı bu kitapta zaman zaman farklı düşünürlerin, felsefecilerin, hatta matematikçilerin sözlerine de yer vererek yazar özünde sade bir uslubu olan kitabı biraz daha çekici kılmıştır. Bence önemli olan da yazarın kısa ya da uzun yazması değil, tam tersi bir gencin iki gecelik zaman diliminde 18 yıllık hayatında yaşadıklarını, bu yaşamla ilgili önyargılarını, düşüncelerini, bildiğini  zannetiği bilmediklerini nasıl altüst ettiği, adeta nasıl yeni bir Antonio yarattığıdır….

Antonio daha çocukken annesi- babası boşanmış bir İtalyan ailesinin oğludur. Anne edebiyatçı, baba matematik profesörüdür. Antonio annesi ile yaşamaktadır ve epilepsi hastasıdır. Bir gün babası ile birlikte tedavi olmak için Marsiya’ya , bu konuda meşhur bir doktoru görmeye giderler ve birlikte iki gün iki gece geçirirler. Hikayenin özü burada  başlar…Sevgili okurlar: gerisini merak ettiyseniz bu kitabı okuyun derim. Güzel, acı-tatlı duyguları olan bir aile hikayesi. Her bireyin kendi hayat hikayesinde mutlak bir parça bulacağı bir yazın bence. Marifet az yazarak çoğu yaratmaktır. Bence yazar bunu başarmıştır. Bu hikayede herkes iki gecede ‘büyümüştür’ ( tıpkı arka kapakta Publishers Weekly’nin dediği gibi).

İyi okumalar dileklerimle. LEYLA



3 Kasım 2024 Pazar

Gianrico Carofiglio

 


Gianrico Carofiglio 1961 yılında Bari, Italya’da doğdu. Uzun yıllar organize suç örgütlerine karşı açılan davalarda savcı olarak görev yaptı.

Yazın hayatına 2002'de, bol ödüllü “Testimone inconsapevole - Bilinçsiz Tanık” adlı romanıyla girdi. Bu romanın baş karakteri Avukat Guido Guerrieri’nin maceraları  “Kapalı Gözler” adlı eserinde devam etti (2003). Her iki roman da İngilizce, Fransızca ve Almancaya çevrilip televizyon filmi haline geldi.

2006 yılında “Ragionevoli dubbi (Reasonable Doubts)”, 2007’de “Premio Fregene” ve “Premio Viadana” yayınlandı.

2007’de İtalyan parlamentosunca kurulan anti-mafya komitesine danışman olarak atandı ve 2008-2013 yılları arasında senatörlük yaptı.

2014 yılında Başkahramanı Jandarma memuru Pietro Fenoglio olan yeni bir seri yazmaya başladı. “Una mutevole verità (A Shifting Truth)”, “L’estate fredda (The Cold Summer)”, “La versione di Fenoglio (Fenoglio’s Version)”.

Çok satan suç romanlarının yanı sıra roman, öykü ve denemeleri de bulunmaktadır.

Silahsız savunma sanatlarına tutkun ve bu konuda uzman olan Carofiglio karatede siyah kuşağa sahiptir.

Evli ve iki çocuk babasıdır.