10 Şubat 2025 Pazartesi

Yasunari Kawabata

 


1899’da Osaka’lı varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babasını iki, annesini üç yaşındayken kaybetti. İlk öykülerini lise öğrencisiyken yayımladı ve 1924’te Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’nden mezun oldu. Aynı kuşaktan yazarlarla birlikte Bungei Jidai (Sanat Çağı) dergisini çıkarmaya başladı. Kawabata’nın kendisi de Birinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da filizlenen avangard akımlardan etkilenmiştir. Senbazuru (Bin Turna, 1952), Yama no Oto (Dağın Sesi, 1954) ve Karlar Ülkesi (1956) romanlarıyla uluslararası ün kazanan Kawabata, 1968’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Japon yazar oldu. 1972’de Zushi’deki evinde hayatına son verdi. Ölümünün ardındanYükselen Güneş Nişanı’na layık görüldü.



25 Ocak 2025 Cumartesi

Romantik Hareket

 



                                             

                                                Yazar: Alain de Botton

                                                Orijinal Adı: The Romantic Movement

                                                Yayınevi: Sel Yayıncılık

                                                Çeviren: A. Sıla Bayer

                                                Basım Yeri / Tarihi: Istanbul, 2001

 

Romantik Hareket'te Alain de Botton bir aşk ilişkisinin başlangıcından bitişine kadarki gelişimini keşfediyor, bu keşif sırasında sanat ve aşkın doğasına ilişkin düşüncelerini paylaşıyor okurla. Reklamcı Alice ile bankacı Eric arasındaki ilişkiye aşama aşama tanıklık ediyoruz.

Tanıklığımıza şemalar, resimler ve Descartes'tan Platon'a, Aretha Franklin'den Flaubert'e kadar birçok ismi kapsayan bir yazarlar ve düşünürler korosu eşlik ediyor.

 

Yorumlarımız:

 

Alain de Botton’un Romantik Hareket (The Romantic Movement) kitabı, modern ilişkilerde aşkın doğasını ve karmaşıklığını inceleyen kurgu ve makalelerden oluşan katmanlı bir eserdir.

Kitap, aşkı psikolojik, felsefi ve toplumsal yönlerden inceler. Botton, bir çiftin ilişkisini anlatırken, bu ilişkiyi daha geniş bir bağlamda analiz eder. Aşkın başlangıcındaki tutku, zamanla ortaya çıkan hayal kırıklıkları, özlem ve bağlılık ve ayrılık gibi farklı aşamaları ele alır.

Modern aşk anlayışımızın romantik ideallerden nasıl etkilendiğini sorgular. Bu ideallerin bireyler üzerinde yarattığı baskılar ve gerçeklerle yüzleştiğimizde ortaya çıkan uyumsuzluklar tartışılır.

Botton, aşkın sadece duygusal bir deneyim olmadığını, aynı zamanda kişinin varoluşunu şekillendiren karmaşık bir süreç olduğunu, kimlik arayışının ve bireysel eksikliklerin bir yansıması olduğunu savunur.

Aşkın, bireyin kendi eksikliklerini yansıtma ve bunlarla başa çıkma biçimi olduğuna dikkat çeker.

Kitap, aşka dair büyük beklentilerin neden olduğu hayal kırıklıklarını da tartışır. Botton, romantik beklentilerin gerçeklikte karşılanamamasının bireyde nasıl bir eksiklik duygusu yarattığını detaylı bir şekilde işler.

Aşk, yalnızca bir duygusal bağ değil, aynı zamanda bireyin geçmiş travmaları ve arzularıyla yüzleştiği bir arenadır. Botton, aşkın bilinçaltındaki etkilerini ve bireyin kendisini tanımasına, kendine dair nasıl bir farkındalılık yarattığına olan katkısını analiz eder.

Kitaptaki karakterler, aşkı ve insan ilişkilerini farklı açılardan temsil eden figürlerdir. Kadın karakter, genellikle duygusal bir derinliği ve kendini sorgulamayı temsil ederken, erkek karakter ise rasyonalite ve romantik ideallere karşı bir eleştiriyi temsil eder. İki karakter arasındaki diyaloglar, ilişki dinamiklerinin çatışmalarını ve uyum çabalarını yansıtır.

Botton, ilişkileri hem felsefi hem de psikolojik bir bakış açısıyla ele alır. Kitap boyunca sıklıkla filozoflardan, edebiyat eserlerinden ve psikolojik teorilerden referanslar verilir.

Yazar, aşkın büyük dramatik anlarından ziyade gündelik hayatın küçük detaylarını vurgular. Çiftlerin birlikte geçirdiği sıradan anlar, ilişkilerin dinamiğini anlamak için anahtar niteliğindedir.

Botton, aşkın bazen absürt ve trajikomik doğasını mizahi bir şekilde ele alır. Bu ironi, kitabın felsefi derinliğini daha erişilebilir hale getirir.

Alain de Botton’un Romantik Hareket adlı eseri, alışılmış aşk hikayelerinden farklı olarak aşka dair yüzeysel anlayışlarımızı sorgulatan, derin ve düşündürücü bir eserdir. Aşkın idealize edilmiş bir peri masalı olmadığını, aksine bireyin varoluşsal karmaşasının bir yansıması olduğunu hatırlatır.

Bu kitap, aşkı daha iyi anlamak ve insan ilişkilerini daha derin bir perspektifle değerlendirmek aşkın karmaşıklığını entelektüel bir derinlikte keşfetmek isteyenler için her zaman okunabilecek niteliktedir. YÜKSEL

5 Ocak 2025 Pazar

Alain De Botton


 

Alain De Botton, 20 Aralık 1969 yılında İsviçre’nin Zürih kentinde dünyaya geldi. Babası “Global Asset Management”’ın yaratıcısı da olan bir finansördü. Alain De Botton, 8 yaşına kadar Zürih’te yaşadı, bu dönemde iyi düzeyde Almanca ve Fransızca öğrendi. 1977 yılında İngiltere’ye geldikten sonra, Oxford’daki Dragon School’a kaydoldu. Sonrasında eğitimine Harrow School’da devam etti. Bu okuldan mezun olduktan sonra tarih okumak için CambridgeÜniversitesi’ne gitti. Felsefe doktorası yapmak üzere Harvard Üniversitesi’ne başladı, fakat roman yazmak istediği için çalışmalarına bu yönde devam etmeye karar verdi.

1993'de ilk romanı “Essays In Love” ( Aşk Üzerine) yayınlandı. Eleştirmenlerce ayakta alkışlanan kitapta, aşk kavramı, bir ilişkinin ekseninde a’dan z’ye ele alınıyordu. Kitabın tarzı farklıydı, çünkü roman türünde pek karşılaşılmayan nitelikte analizler ve yansımalar içeriyordu. Filozoflardan ve büyük düşünürlerden yapılan alıntılar kurgusal bir hikayeyi aydınlatıyor, konunun işlenişine çok boyutluluk katıyordu.

 Essays In Love’ın ardından 1994 yılında “The Romantic Movement” (Romantik Hareket) ve hemen ardından 1995’te “Kiss and Tel”l (Öp ve Anlat) yayınlandı. Bu iki kitapta da De Botton, farklı tarzını zengin ve etkileyici anlatımıyla bütünlemeye devam etti.

1997 yılında dördüncü kitabı “How Proust Can Change Your Life” (Proust Hayatınızı Nasıl Değiştirebilir?) yayınladığında tüm dünya onu tanımaya başladı. Kitap Amerika ve İngiltere’de best-seller oldu. Dahiyane yazar Proust’un hayatını ve çalışmalarını baz aldığı kurgusal olmayan kitabında, De Botton, ironik biçimde yeni bir “Kendi kendine yardım” teorisi geliştirdi ve bu konuda daha önce yayınlanıp büyük yankı bulmuş “kendine kendine yardım” kitaplarının analizini yaptı.

"The Consolations of Philosophy" (Felsefenin Tesellisi), 2000 yılında raflardaki yerini aldı. Alain de Botton bu kitabında bütün zamanların en büyük düşünürlerinin hayatları ve yazdıkları arasından günlük yaşama bilgece yaklaşımlarını bir araya getirdi. Felsefe ve edebiyatın aynı potada eridiği kitabı, 2002 yılında yayınladığı “The Art of Travel”(Seyahat Sanatı) takip etti. De Botton bu kez de okuyucularını Flaubert, Wordsworth, Baudelaire ve Van Gogh gibi yazar ve sanatçıların rehberliğinde, yine vizyonu geniş olan bir edebi seyahate çıkardı.

2004 yılında statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri incelediği kitabı “Status Anxiety”i(Statü Endişesi) yayınladı. Kitapta toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayaklı filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların resmi geçidini okurlarına sundu.

Alain De Botton 2006 yılında “The Architecture of Happiness”i( Mutluluğun Mimarisi) yayınladı. Bu kitabında yazar, farklı yapıda binalar, duvarlar, ev eşyaları ve çevre düzeniyle çevrili olan hayatımızda mimari ve mutluluk arasındaki bağı inceledi.

Alain De Botton’un aynı zamanda yönetmen Neil Crombie ile kurduğu, kitaplarının ve çalışmalarının belgesellerinin hazırlandığı, “Seneca Productions” adında bir prodüksiyon şirketi var.

2003 yılında evlendiği eşi Charlotte, iki oğlu Samuel ve Saul’le birlikte batı Londra’daki Hammersmith kentinde yaşıyor.

12 Aralık 2024 Perşembe

Yaşamak

 




                                               Yazar: Yu Hua

                                               Özgün Adı: Huozhe

                                               Orijinal Dili: Çince

                                               Yayınevi: Jaguar Kitap

                                               Çeviren: Bahar Kılıç

                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2024, 56.Baskı

 

 

Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui.

Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua’nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kâğıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...

Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir “modern klasik”e dönüşen Yaşamak’ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi.


Yorumlarımız:

Yu Hua Çin’in Mao  (1983-1976) sonrası önemli avangard yazarlarından biridir. Çocukluğu Kültür Devriminde geçen (1966-1976) Yu Hua, “Yaşamak” adlı romanında Çindeki iç savaştan başlayarak Kültür devriminde yaşananları köy hayatı süren Xu ailesi üzerinden anlatmakta. Aklın alamayacağı yokluk içindeki toplum bireylerinin yaşama çabaları ailenin babası Fugui’nin anlatımıyla okuyucuya aktarılmakta. Fugui tüm aile bireylerini kaybedip öküzüyle başbaşa kaldığı yaşamı acı ve yokluklarla dolu. Ancak okuyucu bu son derece gercek ve depresif ortamı anlatan kitabı elinden düşürmeden okuyabiliyor çünkü son derece realist ve duygu sömürüsüne yer vermeyen uslub, sürükleyici bir okumaya neden oluyor. Roman insanın her şartta yaşam mücadelesinden vaz geçmemesi ve hayata asılması, insan direncini göstmesi açısından da önemli. Benim için ise Çin’in 1976’lara kadar içinde bulunduğu koşullar/ ekonomik durumdan 48 yıl içinde bugünlere nasıl gelebildiğini, Çin mucizesinin nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışmak, düşünmek için bir fırsat oluşturdu. Sonunda doğru ekonomik politikaların teknokrat bir merkezi sistemden uygulanması, zaten korkunç şartlarda yaşamaya alışık büyük nüfüsun (1.4 milyar insan) ekonomik olarak mobilize edilmesi, tarihsel olarak büyük bir imparatorluk kurmuş, gelenek ve göreneklerine sadık bu ulusu, ciddi reformlarla- özellikle eğitim alanında ve çok çalıştırarak batının karşısına Asyann supergücü olarak çıkabilmesine şaşmamak gerek. “Yasamak” adlı bu kitap orta vadede de dünyanın birinci ekonomik güç olarak tahtına yerleşebileceğini anlamamda bir basamak taşı oldu. Okunmasını tavsiye ederim.  DEMET


1 Aralık 2024 Pazar

Yu Hua

 


Yu Hua, 1960 yılında, Çin’in doğusunda yer alan Hangzhou’da doğdu. Çocukluğu, izleri tüm yapıtlarında görülebilecek Çin Kültür Devrimi yıllarında (1966-76) geçti. Diş hekimliği öğrenimi gördü. Beş yıl boyunca diş hekimliği yaptıktan sonra mesleğini tümüyle bırakıp kendisini edebiyat çalışmalarına adadı. 1993’te yayımlanan romanı Yaşamak [Huózhe], Çinli yönetmen Zhang Yimou tarafından sinemaya aktarıldı. Ülkesinde yasaklanan film, Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’e [Grand Prix] layık görüldü. Her ne kadar romandaki melankoliyi aktarmakta yetersiz kaldığı ve kurguya sadık kalmadığı için eleştirilse de film, kitabın ülkesinde büyük bir şöhret kazanmasını ve dünyada dikkat çekmesini sağladı. Yaşamak, İngilizceye çevrilmesinin ardından Amerika başta olmak üzere birçok ülkede çok satan kitaplar listelerine girmekle kalmadı, edebî niteliğiyle edebiyat çevrelerinde büyük bir heyecan uyandırdı. İtalya’da Premio Grinzane Cavour Ödülü’nü alan roman art arda birçok dile çevrildi ve yazarın Kanını Satan Adam [Xǔ Sānguān Mài Xuè Jì], 1995) romanıyla birlikte, doksanlı yılların en etkileyici romanları arasında gösterildi. Nobel ödüllü Mo Yan ile birlikte Modern Çin edebiyatının yaşayan en önemli yazarı kabul edilen ve ilk kez bir Çinlinin aldığı James Joyce Ödülü’nün de aralarında olduğu birçok saygın ödülüne layık görülen Yu Hua’nın eserleri, iki binli yıllarda yayımlanan Yağmurda Gözyaşları [Zaixiyuzhong Huhan], Kardeşler [Xiōng Dì], Alacakaranlıktaki Çocuk: Saklı Çin’in Hikâyeleri [Huánghūn lǐ de nánhái] romanları ve öykü kitapları ile birlikte şimdilik yirmiden fazla dile çevrilmiştir.