13 Mart 2017 Pazartesi

İklimler




                                                
                                                Yazar: André Mauroıs
                                                Orijinal Adı: Climats
                                                Orijinal Dili: Fransızca
                                                Yayınevi: Helikopter Yayınları
                                                Çeviren: Tahsin Yücel
                                                Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, Ocak 2016 - 8.Baskı

Sahaflarda buldum bu romanın eski bir baskısını.
Varlık Yayınları'ndan çıkmıştı. 1967 yılında, Tahsin Yücel çevirisiyle.

Sayfalarını karıştırırken bir ithafla karşılaştım, şöyle diyordu: "Sevgilim, bu kitabı ilk defa on beş, bilemedin on altı yaşımda okudum. O kadar bayıldım ki, bir süre Odile oldum... Sonra kitap bir biçimde yok oldu. Unutmuştum. Geçen gün sahafta görünce bir heyecan, bir heyecan... Değişmemiş... Bence hâlâ en güzel aşk hikâyelerinden biri... Sana aldım".

Okuduğumda, ithafı yazana hak verdim. Hakikaten okuduğum en güzel aşk hikâyelerinden biriydi. "Her an yeni bir hayat serilir önümüze", "birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı" diyor ve "kaderlerimizle arzularımız hemen hiç bir zaman bağdaşmıyordu" diye bitiyordu kitap.

Helikopter'in ilk kitabı bu: Aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın diye. (Arka Kapak)

Yorumlarımız:
Kitap kurgusal olarak iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Philippe'in eşi Isabelle’a yazdığı kendisi ile evlenmeden önceki hayatını, gençliğini, ilk eşi Odile ile olan ilişkilerini, kıskançlıklarını anlattığı uzun bir mektup. İkinci bölümde ise Isabelle, Philippe ile evlendikten sonraki hayatlarını anlatıyor. İki bölüm birbirini çok güzel tamamlayarak Philippe’yi daha iyi tanımamıza yol açıyor.
Philippe’in iki karısı birbirinin zıttı şekillerde yetişmiş, birbirine hiç benzemeyen kadınlar. Odile ne kadar rahat ve vurdumduymazsa, Isabelle de o kadar disiplinli ve çekingen. Bizde iki bölümde iki farklı Philippe görüyoruz. İlk bölümde deliler gibi aşık bir adam var.Karısını herkesten kıskanan, her an nerede kiminle olduğunu merak ederek onun sıkılmasına neden olan, sonunda da başka bir adam için terkedilen bir adam. Uzun süren bir hayalkırıklığı döneminden sonra hayalindeki kadını bulduğunu düşünerek Isabella ile evlenir. Ama bu sefer roller değişir. Isabella eşine deliler gibi aşıktır ve onu çok kıskanır. Ama Philippe’in aşkı çabuk biter ve Solange’a aşık olur. Onu kaybetmek istemeyen Isabella herşeye göz yumar. Philippe ilk evliliğinde çektiği tüm acıların bedelini, ikinci eşine ödetmektedir. Ne yazık ki özgür ruhlu bir kadın olan Solange bir zaman sonra başkasına aşık olur ve Philippe’yi terk eder. Solange'ın onu terk etmesiyle Odile'de yaşadığı duygular, terk ediliş acısı yine tekrarlanır ve kendini Isabella’nın yanında bulur.

Philippe’nin bu acı hikayesinin sonunda anlıyoruz ki, her ilişki farklı bir iklimi yaşatır. Aynı adamın iki farklı kişiyle yaşadığı birbirine benzemezken, rollerde değişebilir. Kadın ve erkeğin birbirlerinin teslimiyetine göre tavır alışları, mizaçlarının karşısındakinin tutumuna göre değişiklik göstermesi, zor olanın arzulanması, kıskançlıklar, sevilmenin sıkıcılığı, kişileri değişsse de aşk hikayelerinin değişmez konularıdır. NURİZER


Andre Maurois’in İklimler adlı romanı, 1928 yılında yazılmış olmasına rağmen, insan ruhunun gizemi ve bunun ikili  yani kadın- erkek ilişkilerine yansımasını görmek açısından kanımca oldukça etkilieyici ve okunması zevkli bir kitap. Yazar esasen çoğunlukla kendi yaşamından/ tecrübelerinden yola çıkarak kaleme almış bu yapıtı. Bunu sonradan kendi özgeçmişini okuyunca görüyorsunuz ve duyguları/ çelişkileri hiç sanürlemeden, olduğu gibi yazabilmesini takdir ediyorsunuz- en azından benim için böyle oldu. Kitapta erkek temelde iki ilşkisini; ilkini kendi ağzından, ikincisini ise ikinci eşi ağzından anlatmakta. Ilginç olan birinci ilişkisinde yaşadıklarını, roller değişmişcesine ikinci ilişkisinde yaşaması. Bu da gösteriyor ki her ne kadar kişi belirli bir yapıya/ karaktere sahip olsa da ikili ilişkide farklı rollere bürünebiliyor- yani her ilişkinin birbirinden çok farklı dinamikleri var ve insanın davranışları da partnere göre çok farklılaşabiliyor. Aslında bu yaşamda hemen hemen herkesin yaşadığı bir olgu ancak bunu kendine bir ayna tutarak yüzleşmesinin o  kadar kolay olmadığı bir durum.  Andre Maurois bunu yapabildiği ve duyguları okuruna net bir şekilde geçirebildiği için okuru düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiriyor. Bu nedenle de özellikle okunmasını tavsiye ediyorum. DEMET

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder