24 Nisan 2022 Pazar

Tanios Kayası

 



                                                        Yazar: Amin Maalouf

                                                        Orijinal Adı: Le Rocherde Tanios

                                                        Orijinal Dili: Fransızca                                    

                                                        Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

                                                        Çeviren: Olcay Kunal  

                                                        Yazıldığı Tarih: 1993                                        

                                                        Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2020 – 44. Baskı

 

 

Amin Maalouf'tan 1993'te yayınladığımız ilk iki romanı 'Afrikalı Leo' ve 'Semerkant'tan sonra, yine bir Doğu öyküsü.

Mehmet Ali Paşa'lı yılların Mısır'ı.

Güzelliğini çarmıh gibi taşıyan bir kadın: Lamia.

Lamia'nın gölgesine sığındığı bir şeyh: Francis.

Yasak aşk meyvesi bir oğul: Tanios.

Başka bir kadın: Esma.

Bir serüven ve sadakat romanı...

Yazara ünlü 'Goncourt' ödülünü getiren kitap ilk kez dilimizde. (Arka Kapak)

 

Yorumlarımız:

Amin Maalouf’un  ‘Tanios Kayası’ adlı romanı diğer eserlerinde olduğu gibi Arap  coğrafyasında geçen, 19.yyda yaşanmış  bir olaydan, esinlenerek kaleme almıştır. Yazar bu romanını  1993 yılında yazmış ve aynı yıl Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan ’Goncourt’ ödülüne layık görülmüştür. Fransızca yazılan kitap daha sonra Arapçaya çevrilmiştir.

Romanda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın idaresindeki Mısır’da şeyhler, derebeylikler ve emirlikler arasında yaşanan mücadeleler, halkın idareciler tarafından ezilmesi, Hıristiyan Araplar ile komşuları Müslüman  Dürziler arasındaki mezhep kavgaları, sınıfsal çatışmalar ve adaletsiz yönetim gibi sosyal problemler işlenmiştir. Roman da aynı zamanda aşk ve sadakat konuları da ön planda tutulmuştur.

Öykü, yazarın da geldiği Cebel-Lübnan denilen Akdeniz’den uzakta Şam’ın hemen batısında uzanan dağlık Kfaryabda adlı Hıristiyan Maruni  Araplarının yaşadığı bölgede geçiyor. Bu köyde mevcut kayalar arasında tek insan ismi taşıyan Tanios Kayası’nın birkaç asırdır anlatılan gizemini merak eden  yazar o günleri yaşamış dedesi ve köyün yaşlılarından öğrendiklerine  olay ile  ilgili bulduğu  yazılı kaynaklardan öğrendiklerini birleştirerek 1840 yılında Tanios’ un kayanın üzerine otururken birden ortadan kaybolması  gizemini 19 yıl geriye giderek, 1821-1840 arasında geçen bir zaman diliminde anlatmıştır.

Kitapta anlatılan, bir Patriğin, Ebu-Keşk Mauluf adında biri tarafından öldürülmesi, oğluyla Kıbrıs’a sığınan katilin, emirin bir casusu tarafından kandırılarak ülkesine getirilmesi ve idam edilmesi gibi gerçeklerin dışında  diğer unsurlar, yazar Amin Maalouf’un zengin kurmacası ile yazılmıştır.

Yazar, romana adını veren Tanios’un babası zannettiği kişinin gerçek babası olmadığını öğrenmesini ve kimlik sorunları yaşayan çocuğun psikolojik çalkantılarını ile  karşılaştığı zorlukları sürükleyici bir şekilde, adeta masalsı bir dille anlatmıştır. Ana karakter Tanios’un yanı sıra güzelliği ile dillere destan annesi Lamia, Lamia’ nın gölgesine sığındığı Şeyh Francis, babası bildiği şeyhine sadık Gerios, ilk aşkı Esma, Rahip Stalton, Rukoz, Kıbrıs da aşk yaşadığı Tamar ve diğer çok sayıda karakterler ile oluşan romanın sürükleyici  örgüsü kitabı keyifle ve heyecanla okutuyor. Romanın arka planında Kavalalı Mehmet Ali  idaresindeki Mısır da yaşanan  siyasi oyunlar, bölgede Fransız, İngiliz hakimiyetinin menfaat çatışmaları, Osmanlı İmparatorluğunun bu coğrafyadaki yaşadığı siyasi  etnik problemler ve zafiyetler, halkın derebeylik yönetimi altında yaşadığı gerginlikler gibi tarihi gerçekler Tanios’un merkez aldığı gizemli kayboluş hikayesinin arka fonunu oluşturuyor.

Emperyalist ülkelerin misyoner, din adamlığı, öğretmen, arkeolog, tüccar, hekim ve bunun gibi adlar altında ele geçirmek istedikleri ülkelere nasıl sızdıklarını görürken Ortadoğu tarihine dair bilgilerimizi tazeliyoruz.

Akıcı bir dille yazılan, hepimizin keyifle okuduğu ve zoom üzerinden  yaptığımız  toplantıda tüm detayıyla tartıştığımız bu ayki kitabımız Tanios Kalesi  aynı zamanda yazar Amin Maalouf’un kitap   kulübümüzde okuduğumuz ikici kitabı olma özelliğini de taşıyor. Biz kitabı  çok sevdik. Herkese de tavsiye  ederiz . BEYZA

 

Mısır’da bir dağ köyü olan Kfaryabda’da yıllardır anlatıla gelen bir efsaneyi merak eden roman anlatıcısı bu olayı araştırmaya başlar. Efsaneye göre, yaklaşık iki kuşak önce bu köyde yaşamış olan Tanios isimli bir gencin esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması üzerine köylüler onun kayaya dönüştüğünü düşünmüştür. Köyün yaşlılarından öğrendiklerini, bu olayla ilgili bulduğu Keşiş İlyas’ın Dağlılar Tarihçesi isimli kitabından, roman kişilerinden biri olan Papaz Stolton’un günlüğünden ve Katırcı Nadir’in Nadir Katırcının Bilgeliği isimli kitabından alıntılar yaparak bize aktarır.

Bu kadar belgelere dayalı yazılınca sanki romandaki olayların gerçek olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Oysa, 19.yy da bir patriğin öldürülmesi üzerine katilinin oğlu ile birlikte Kıbrıs'a sığınması olayı dışında geri kalan her şey kurmacadır romanda.

Roman, tarih olarak Tanios’un dünyaya geldiği 1821 ile ortadan kaybolduğu 1840 yıllarını kapsamaktadır.Tarihi arka planda ise  Ortadoğu Osmanlı coğrafyası vardır. 1831 yılında devletine isyan edip bağımsızlığını ilan eden Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın hedefi, Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp, Balkanlar’dan Nil kıyılarına uzanacak yeni bir devlet kurmaktı. Ama Kavalalı'nın Mısır'da uyguladığı yayılmacı politika, "Dağ" denilen stratejik bölgede sekteye uğrar. Burada emirlerin, şeyhlerin, din adamlarının yanı sıra; Paşa'yı destekleyen Fransa ile Dağlıları ve Osmanlı'yı destekleyen İngiltere gibi büyük devletler de işe karışır.

Bu tarihi fonun önündeki öykü ise dağlık bölgede Kfaryabda adlı Hıristiyan Arapların yaşadığı köyde geçiyor. Şeyh Francis, kâhyası Gerios’un karısı güzel Lamia’ya göz koyuyor. Bu yasak ilişkiden Tanios adı verilen bir çocuk dünyaya geliyor. Tanios, iki kadının hayatını ve kaderini etkilemesi sonucu kendisini olayların tam göbeğinde buluyor. Bunlardan biri annesi "Lamia" diğeri de sevgilisi "Esma"dır.

16 yaşında aşık olup, aşkı için mücadele eden bir genç….. oğluna yapılan haksızlıklara karşı cinayet işleyen bir baba….. Baba oğulun Mısır’dan Kıbrıs’a kaçışı….. Kıbrıs’ta yeni bir aşkla tanışması…. Dağ’ın Emir’inden kaçarken, henüz 18 yaşındaki Tanios’un kendini Dağ’ın kurtuluşundaki kilit adam olarak bulması…… Emirin hayatının Tanios’un iki dudağının arasında oluşunun hikayesi…

Dış siyasi olaylar roman kahramanlarının hayatını değiştirdiği gibi, bu bölgede yaşayan dağ insanları Hıristiyan Mârûni Araplar ve onların komşuları Müslüman Dürzîler’in hayatlarını da etkiliyor. Halk; vergiler, zorunlu askerlik, yağma, zorbalık, casusların faaliyetleri, direniş örgütlenmeleri gibi pek çok durumla boğuşarak yaşamakta ve her şeye rağmen şeyhlerine olan bağlılıklarını sürdürmektedirler.

Amin Maalouf, Ortadoğu’nun bu bölgesinde yaşayan insanların kültürlerini, birbirleriyle çatışmalarını, ve  bulundukları coğrafyayı çok güzel anlatmış. Zaman zaman okumakta zorlansamda masal tadında bir roman. NURİZER


18 Nisan 2022 Pazartesi

Amin Maalouf

 


Amin Maalouf, 25 Şubat 1949 tarihinde Beyrut’ta dünyaya gelmiştir. Yazar, Beyrut’taki Fransız okullarında eğitimini tamamladı ve ardından, yine Beyrut’ta bulunan Fransız Üniversitesi’nde sosyoloji ve ekonomi eğitimi gördü. Yazarın Katolik bir Arap olan babası Ruchdi Maalouf, yazarlık, öğretmenlik, gazetecilik gibi meslekleri bir arada yapıyordu.

Maalouf da babası gibi gazeteci olmak istiyordu ve 22 yaşındayken yerel Beyrut gazetelerinden biri olan An-Nahar’da yazarlık ve yöneticilik yapmaya başladı. Bu görevi sırasında da Hindistan, Bangladeş, Somali, Kenya, Etiyopya, Yemen ve Cezayir gibi pek çok ülkeye seyahat etme fırsatı yakaladı. Yazılarında da genellikle buralardaki savaş ve etnik çatışmaları konu alarak, çözüm yolları aramaya çalıştı.

1975 yılında Beyrut’ta ortaya çıkan iç savaş nedeniyle yazar Amin Maalouf, ailesiyle birlikte Fransa‘ya mülteci olarak yerleşme kararı aldı. Yazar burada Jeune Afrique ve An-Nahar’da gazetecilik çalışmalarına devam etti.

Yazarın yaşadığı yöredeki farklı etnik yapıları ve Asya ile Akdeniz çevresi kültürlerine ait sorunları kitaplarında dile getirmesi başarıya ulaşmasındaki en büyük etkendi.

Maalouf 1983 yılında yayımladığı ilk kitabı “Les Croisades vues par les Arabes” (Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri) ile tanındı. Bu kitap birçok dile çevrildi ve büyük başarı kazandı.

Yazar ikinci romanı olan “Léon l'Africai” (Afrikalı Leo)’yı 1986 yılında yayımladı. Roman bir klasık olarak kabul edilmektedir. Maalouf bu kitabıyla aynı zamanda Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanmıştır.

Yazarın 1988 yılında yayımlamış olduğu Semerkant (Samarcande) uluslararası alanda çok ilgi gördü ve birçok dile çevrildi.

Maalouf'un daha sonra yayımladığı eserler de roman türüne aitti. Bu eserler, 1991 yılında yayımlanan “Işık Bahçeleri” (Les Jardins de Lumiére) ve 1992 'de yayımlanan Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (Le premier siècle après Béatrice) adlı eserlerdir.

Yazar, 1993 yılında yayınlamış olduğu “Tanios Kayası” (Le Rocher de Tanios) adlı eseriyle, Fransa’nın en prestijli ödülünü olan Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü 'nü kazandı.

1996 yılında Doğunun Limanları (Les Echelles du Levant) adlı eserini iki yıl sonra çok sevilen Ölümcül Kimlikler (Les Identités Meurtrières) adlı deneme takip etti. Maalouf, 2009 yılında yayımlamış olduğu Çivisi Çıkmış Dünya (Le Dereglement Du Monde) için “Her şeye rağmen birbirimize saygı duymayı ve birlikte yaşamayı başarmak isteyenler için bir tür pusula” sözlerini kullanmıştır.

Yazar,2012 yılında “Doğudan Uzakta” kitabını yayınlamıştır. Maalouf bu roman için “eve dönüş” zamanı demiştir.