21 Ocak 2018 Pazar

Simonetta'nın Bademleri



                                                Yazar: Marina Fiorato
                                                Orijinal Adı: Madonna of the Almonds
                                                Yayınevi: Arkadaş Yayıncılık
                                                Çeviren: Elif Demir
                                                Basım Yeri / Tarihi: Ankara, 2012

Ortaçağ İtalya'sında, tatlı ama buruk, sanatla iç içe geçmiş bir aşkın hikâyesi.
Simonetta'nın Bademleri, İtalya Savaşları'nın gölgesinde yaşanan nefes kesici bir aşkın, görenleri hayran bırakan eserler yaratan bir sanatçının ve eşsiz bir likörün, Amaretto'nun doğuşunun hikâyesi. (Arka Kapaktan)


Yorumlarımız:

Yılbaşı için seçtiğimiz kitabın çok ağır olmaması ve keyifle okuyabileceğimiz bir kitap olmasını arzuladık. Marina Fiorato’nun Simonetta’nın Bademleri adlı kitabı kanımca bu dönem için doğru bir seçim oldu. Kitap aslında gerçek bir hikayeden yola çıkıyor – Yazar Saronno’da keşfedilen Amaretto’nun yani badem likörünün hikayesini Simonetta adlı genç bir aristokrat kadının hayatıyla bağdaştırarak, zamanın ileri gelen ressamlarının hayatlarıyla yolunu kesiştirerek, tarihsel bir atmosfer içinde yarı gerçek yarı hikaye tadında duygusal öğelerle de süsleyerek- Bernardino ve Simonetta ile  buna paralel Lorenzo ve Ameria’nın aşklarıyla hayata geçiriyor. Ancak bu kitapta aynı zamanda 16.yüzyılın dogmaları, Hıristiyan inancı, Yahudilik gibi konularla ilgili tarihsel bilgiler ve bunların yanısıra gerçek hayatta da ünlü bir ressam olan Bernardino’nun kiliselerde yer alan yapıtlarıyla (resim ve freskler) ilgili bilgiler de mevcut. Bunu yaparken oldukça detaylı Hıristiyan aziz/ azizeleri ile ilgili bilgiyi de kapsamakta kitap. Okurken bu kültürel bilgiye yabancı olduğumuzdan, zaman zaman sıkıcı detay olarak düşünmekle birlikte, sonradan  Avrupa sanat tarihinin Hıristiyan kültürü üzerine inşa edilmiş olduğunun yadsınamayacak bir gerçek olduğunu- özellikle resim sanatında bunun karşıma ister istemez çıkacağının ve bilinmesi gereken bilgiler olduğu kanaatına vardım. Kitabı zevkle okudum ve kitapta adı geçen özellikle Milano ve Saronno gibi İtalyan şehirlerine tekrar gittiğimde Bernardino’nun eserlerini arayıp görmek isteyeceğimi biliyorum. DEMET   

Yazar Marina Fiorato’nun severek okuyabileceğiniz, güzel kurgulanmış bir romanı.
Farklı hayatlardan birini okurken, diğerini acaba diye heyecanla bekliyorsunuz. 
İtalya’da ortaçağ dönemini  anlatmasına rağmen, hiç de çok eski bir tarih gibi gelmiyor insana. Gayet heyecanlı ve keyifli. Ne yazık ki Avrupa’nın Yahudi kıyımı, bu romanda da yer buluyor.
Eser hayatın her aşamasında , hatta en acı anlarında bile süpriz bir çıkışı olabileceği heyacanını yaşatıyor. Bu anlamda içinizde bir sıcaklık  duyabilirsiniz. Yaşam her koşulda umut taşıyor ve yaşamaya değer.
 Heycanla okuyacağınız aşk, iki çiftin yaşamında gençlik, olgunluk olarak farklı boyutta anlatılmış. Sonuç sürpriz!!!
Sanat da yerini almış romanda . Baş kahraman Leonardo da Vinci’nin çırağı kilise duvarlarında sanatını sergileyen bir ressam.
Ayrıca acı ile tatlı lezzeti birarada damaklarda hissettiren , diğer kahraman Simonetta’nın eseri, Ameretto likörünün doğuşu....ZELİHA

Simonetta'nın Bademleri 16. yy İtalya'sında savaşta eşini kaybeden Simonetta'nın yaşamını anlatan bir aşk romanı .
Birbirinden bağımsız yaşanan iki aşk hikayesi romanın temelini oluştururken arka planda 16. yy. İtalya'sındaki savaşları, toplumun ahlaki değerlerini ,yahudi düşmanlığını, kilise ve dinin günlük yaşantıdaki önemini ve Rönesans sanatının ayrıntılılarını detaylı anlatıyor.
Ana karakterlerden Bernardino Luini, Leonardo da Vinci'nin öğrencilerinden. San Maurice ve Santa Maria dei Miracoli kiliselerindeki freskleri en önemli eserlerinden. Burada onunla ilgili anlatılanların ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu okuyucuya bırakılıyor. Aynı Amaretto likörünün yaratılış hikayesinde olduğu gibi.
Kurgusu, akıcı anlatımı ve dili ile okuyucuyu sürükleyen, hoş zaman geçirten bir kitap. Başlarda pembe dizi aşk romanı tadında ilerlesede, daha sonrasında okuyucu içine almayı başarıyor . IŞIL

Yılbaşı geçişinde şöyle güzel bir aşk romanı okuyalım dedik. Ben de daha önce kayınvalidemin  bana çoşkuyla tavsiye ettiği İtalyan yazar Marina Fiorato’nun Simonetta’nın Bademleri romanını  önerdim ve kabul olundu. Roman 16. yüzyılın başında yani Rönesans sırasında paralel yaşanılan iki aşk öyküsü üzerine kurgulanmış. Bir yanda Leonarda da Vinci’nin gerçekten çırağı olup çok güzel eserler veren ancak onun kadar tanınmayan Bernardino Luini ile Simonetta’nın aşkı, diğer yanda savaş sırasında yaralanıp geçmişini unutan, aslında Simonetta’nin ilk kocası olan yeni ismi ile Selvaggio ile fakir yetim kız Amaria’nın aşkı. Aslında bu aşk hikayeleri klasik roman tarzında yani başlangıç, gelişme ve sonuç şeklinde düz bir anlatı ile sunulmuş, ancak gerek karakterlerin gerekse olayların tasviri gayet sade, anlaşılabilir hatta merak uyandıran şekilde okuyucuya sunulmuş. Ama romanın bence güzel tarafı içinde hem aşk, sevgi, azimle güçlükleri yenme, gayret, fedakarlık gibi önemli kavramların olması ,  ama daha çok  dönemin tarihinden, sanat tarihinden, dinler tarihinden, mimari yapılarından serpiştirilmiş bilgilerin bulunması.. Benim için bu romanı güzel kılan ‘sıradan bir roman’ olmanın ötesine taşıyan da bu.
Seyahatte okunabilecek güzel bir kitap. Tavsiye ederim. LEYLA

Aşk romanı diye okumaya başladığım “Simonetta’nın Bademleri” benim için yeni olan birçok bilgi ile doluydu. 1520 Italya’sında asillerin savaşlara ne kadar önem verdiğini ve çok para harcadığını, varlıktan yokluğa düşen bir kadınının hayata tutununca ne kadar başarılı olabileceğini, Kliselerdeki fresklerdeki Meryem Ana için o sırada ressamın seçtiği farklı kadınların modellik yaptığı, Hristiyan dininde aziz ve azizelerin en az İsa kadar önemli olduğu, o dönemlerde bile Yahudilerin istenmedikleri için saklanarak yaşadıklarını, Di Saranno Badem Likörünün üretim öyküsünü..... Kısacası bilgi dolu bir aşk romanı. Ama bunları güzel bir roman örgüsü içinde sıkmadan veriyor.
Arka planında sanat ve dini öğelerin olduğu iki aşk hihayesinin özünde yazar aslında başına gelen şanssızlıkların, önüne yeni kapılar açtığını görüp bunları değerlendirerek yeni bir şansa çevirebileceğini, zor dönemlerde kendi içindeki gizli yetenekleri keşfedip, toplum baskısından sıyrılıp azimle çok güzel şeyler başarılabiliceği anlatılıyor.

Okuması rahat, keyifli bir roman. Hatta okuduktan sonra Italya’ya gidip Leonardo Da Vinci’nin öğrencisi olan Bernardino Luini’nin eserlerini görmek ve Saronno’da bir barda oturup likör içmek istedim. NURİZER





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder