Sosyal bilimlere meraklı olduğu için seçtiği İstanbul
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bir yazar için ideal bir okul olarak
görüyor. Okulda aldığı sosyoloji, tarih, siyaset, hukuk ve ekonomi gibi dersler
onun yazarlığı için mükemmel bir altlık oluşturuyor ve tabii okuyor, okuyor. Bu
yıllarda aynı zamanda edebiyat ve kültür dergilerinde yazmaya başlıyor. Sokak
dergisinde, Güneş ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde çalıştıktan sonra 1999-2004
yılları arasında Yapı Kredi Yayınlarının yayın yönetmenliğini üstleniyor. Uzun
yıllardır pek çok projede çalıştığı yakın arkadaşı Murat Gülsoy’la da Yapı
Kredi Yayınlarında çalıştığı dönemde tanışıyor. Murat Gülsoy’un teklifiyle
Hayalet Gemi dergisinde düzenli yazılar yazıyor.
Kendisinin senaryo yazımı, Murat Gülsoy’un da yaratıcı
yazarlık dersleri verdiği “yazmak/okumak/düşünmek/sormak/merak etmek atölyesi”
olan Yazmak Atölyesi’ni kuruyor. Yazmak Atölyesi’nde alanlarının uzmanları
tarafından verilen editörlük, düzeltmenlik, yazma, okuma atölyelerinin yanı
sıra edebiyata, sanata, topluma dair farklı konularda da eğitimler
düzenleniyor.
Ayfer Tunç çok üretken bir yazar. Okurlarını asla
hayal kırıklığına uğratmadığı gibi çok uzun süre bekletmiyor da. Yalnızca çok
yazmıyor aynı zamanda farklı türlerde de yazıyor.
İlk öykü kitabına da ismini veren Saklı adlı
hikâyesiyle kadın temalı tek bir öykü istenen yarışmaya katılarak 1988-1989
Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanıyor. Saklı kitabı Cem Yayınevinden çıkıyor.
Kitap daha sonra EvvelOtel-Saklı adıyla basılıyor. Bu kitapta Saklı’da yer alan
öykülerini yeniden ele alıp “Şimdi olsa böyle yazardım” diyerek ikinci kez
kaleme alıyor.
Mağara Arkadaşları, Ayfer Tunç’un Saklı’dan sonra
yazdığı öykü kitabı. Bu Tunç’un edebiyatının başlangıcı olarak görülmesini
istediği kitap aynı zamanda. Bu öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları basıyor.
Aziz Bey Hadisesi ve Taş-Kağıt-Makas öykü kitaplarıyla yazarımızın öyküdeki yetkinliği
artıyor. Bu kitaplarında yer alan Suzan Defter ve Aziz Bey Hatırası öylesine
öne çıkan öyküler oluyor ki her biri yer aldığı kitaptaki diğer öyküleri deyim
yerindeyse gölgeliyor ve sonrasında Can Yayınları tarafından -isteyen uzun
hikâye isteyen novella diyebilir- ayrı kitap olarak basılıyor.
Ayfer Tunç’un ilk romanı daha sonra bir üçlemeye
(Kapak Kızı Üçlemesi) dönüşecek olan “Kapak Kızı”.
Üçlemenin diğer kitapları Kapak Kızı’nın hemen
ardından gelmiyor. Bunun yerine yalnızca Ayfer Tunç külliyatının değil Türk
edebiyatının da en özel kitaplarından biri olan “Bir Deliler Evinin Yalan
Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”’ni yazıyor Ayfer Tunç.
Ayfer Tunç üçlemesinin ikinci kitabı olan Yeşil Peri
Gecesi’nde anlattığı hikâyenin arka planındaysa 1970’ler ve 80’ler Türkiye’si
var.
Tunç’un en çarpıcı kitaplarından biri olan Dünya
Ağrısı, 2014 yılında yayımlanıyor.
Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura yine iki farklı
anlatıcısı olan bir roman. Sadece anlatıcılar değil mekânlar da çift; İstanbul
ve New York. Anlatıcıları ve mekânları birleştirense bir hastalık. Yazarken
notlar alan Ayfer Tunç, bu kitabı yazarken “hayattan niye korkuyoruz, ölmekten
niye korkuyoruz” diye iki ana başlık altında notlar almış. Dolayısıyla her ne
kadar ismi aksini düşündürtse de bir aşk romanı değil aslında bu kitap.
2020 yılında Ayfer Tunç üçlemesinin üçüncü kitabı olan
“Osman” yayımlanıyor. 2023 yılında yayımlana Kuru Kız, taşranın karanlığından kurtulup dünyanın
sonundaki şehir Ushuaia’ya yerleşen bir kadının öyküsünü anlatıyor.
Ayfer Tunç’un en sevilen kitaplarından biri türü
yaşantı olarak tanımlanabilecek “Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” adlı
eseri. Bu kitapta Tunç, 1970’li yılların başından itibaren Türkiye’nin de 30
yılına ait gündelik hayatı hafızasında kalan anılar, dönemin siyasi, sosyal ve
kültürel olaylarıyla birlikte aktarıyor.
2001 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan ve büyük ilgi
gören kitap, 2003 yılında altı Balkan ülkesi arasında düzenlenen Balkanika
Ödülü’nü kazandı ve birçok yabancı dile çevrildi. 2007 yılında yayımlanan “Ömür Diyorlar Buna”,
her ne kadar belli bir kategoriye yerleştirilmesi zor olsa da Ayfer Tunç
tarafından “öyküleşmiş söyleşiler ya da söyleşilmiş öyküler” olarak
tanımlanıyor ve yaşanmış, tanık olunmuş insan hikâyelerini anlatıyor. 2012
tarihli “Memleket Hikâyeleri”, Refik Halid Karay’ın aynı adla eserine bir
gönderme. Ayfer Tunç Memleket Hikâyeleri’ni “Bugüne kadar gittiğim yerlerden,
bana anlatılanlardan, okuduklarımdan, dinlediklerimden, bölük pörçük
hatırladıklarımdan çıkan bir kitap oldu” diye tanımlıyor. Kitabın ilgi çekici
yanlarından biri de Ayfer Tunç’un bu kitapta kendi çektiği fotoğrafları
kullanmış olması.
Senaryo yazarlığı da yapan ve hatta bunun eğitimini de
veren Tunç’un Sait Faik’in öykülerinden hareketle TRT için yazdığı “Havada
Bulut” adlı senaryosu 2002’de 4 bölümlük bir dizi olarak yayımlanıyor. Bunun
dışında Kızlar Yurdu (1992), Aliye (1994), Binbir Gece (2006) Sessiz Fırtına
(2007) dizilerinin senaryo ekiplerinde yer alıyor. Senaryosunu, Aykut Tankuter
ile beraber yazdığı Düş, Gerçek, Bir de Sinema filmi 1995 yılında Ankara
Uluslararası Film Festivali ve Adana Altın Koza Film Festivali’nden ödüllerle
ayrılıyor. Reşat Nuri Güntekin’in Bahçeli Lokanta öyküsü, Mahmut Şevket
Esendal’ın Ev Ona Yakıştı öyküsü ve Muzaffer Buyrukçu’nun Sinema Düşleri
öyküsünden uyarlanan üç bölümden oluşan filmle Ayfer Tunç bir kere daha
edebiyatla sinemayı bir araya getiriyor. Senaryosunu Bahadır Karataş’la
birlikte yazdığı Usta filmi 2009 yılında, Orhan Kemal’in aynı adlı romanından
uyarladığı 72. Koğuş adlı senaryosu ise 2010’da filme çekiliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder