25 Kasım 2019 Pazartesi

Alman Subayın Evi



                                   Yazar: Liz Behmoaras     
                                   Yayınevi: Doğan Kitap
                                   Kapak Tasarım: Geray Gencer
                                   Basım Yeri/Tarihi: Istanbul, Kasım 2017



Birde doğdum, ikide büyüdüm, üçte âşık oldum…
Sonra…
Sonrası mutlu bir evlilik olarak da devam edebilirdi… Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarında mutluluk herkese çok uzak bir duyguydu… Yanmış yıkılmış kentlerin, açlığın sefaletin hüküm sürdüğü yıllarda…
O günlerden kalma bir aşk hikâyesi yankısını Alman Subayın Evi olarak bilinen Büyükada'daki metruk bir evde bulacaktı…
Leman, Elsa ve Despina… Aynı okulda okumuş, aynı duyguları paylaşmışlardı; peki onların arkadaşlıkları da, aşkları da diğer pek çok şey gibi savaşın getirdiği yıkıma mı kurban gidecekti?...
Alman Subayın Evi, yarım kalan bir aşkın, ama aynı zamanda bir dostluğun, imkânsız bir paylaşımın, anlaşılamamanın ve yıllarca ödenen bir kefaretin hikâyesi…( Arka Kapak)

10 Kasım 2019 Pazar

Liz Behmoaras





1950 yılında İstanbul’da doğdu. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nden mezun oldu.

Yazı dünyasına öncelikle gazetecilikle adım attı. 1986-96 yılları arasında Şalom gazetesinin kültür servisinde editör olarak çalıştı. Bu sırada Nokta dergisi, Yeni Yüzyıl ve Cumhuriyet gazetesi ayrıca Liberation, L’Arche ve Tribune Juive adlı Fransız gazetelerinde yazılar yazdı. AFA yayınlarında danışmanlık ve çevirmenlik yaparak pek çok çeviriye imza attı. Ardından Biyografik çalışmalara yöneldi.

Başlıca eserleri arasında, “Türkiye’de Aydınların Gözüyle Yahudiler”“Yüzyıl Sonu Tanıklıkları” röportaj derlemeleri, “Kimsin Jak Samanon?”, “Mazhar Osman Kapalı Kutudaki fırtına”“Suat Derviş Efsane bir kadın ve dönemi”“Bir Kimlik Arayışının Hikâyesi” biyografileri, “Sevmenin Zamanı”, “Sen Bir Başka Gittin” başlıklı romanları sayabiliriz.
Ayrıca Fransa’da yayınlanan, Une Enfance Juive en Méditerranée musulmane ve Femmes Ottomane et Dames Turques  kollektif eserlere katkıda bulundu. Eserlerinden Suat Derviş biyografisi, Bulgarca ve Arapça ’ya çevrildi. Son romanı “Alman Subay’ın Evi” Suat Derviş biyografisinin yeni ve zenginleştirilmiş baskısıyla birlikte yakın zamanda yayınlandı. Yazarın seçtiği biyografi kahramanları genellikle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminde yaşamış olan ve bu geçiş döneminin çelişkilerini yansıtan kişilerdir. Röportaj derlemeleri ve romanları ise kimlik sorunsallığını sorgulamayı amaçlar.


11 Ekim 2019 Cuma

2018 ve 2019 Nobel Edebiyat Ödülleri



İsveç Akademisinden yapılan açıklamada, geçen yıl Akademi'yi sarsan cinsel taciz skandalının ardından duyurusu ertelenen 2018 Nobel Edebiyat Ödülü'nün Polonyalı yazar Olga Tokarczuk'a, 2019 yılı ödülünün ise Avusturyalı yazar Peter Handke'ye verildiğini duyurdu.
Açıklamada, Polonyalı romancı Tokarczuk'un, "sınırlar arası geçişleri bir yaşam biçimi olarak ansiklopedik bir tutkuyla temsil eden anlatısal hayal gücü" nedeniyle ödüle layık görüldüğü belirtildi.

1962 yılında Polonya'nın Sulechov kentinde doğan Tokarczuk, edebiyat kariyerine başlamadan önce Varşova Üniversitesinde psikoloji okudu ve ünlü psikiyatr Carl Gustav Jung üzerine çalışmalar yaptı. İlk romanı "Podroz ludzi ksiegi"yi (Kitap İnsanlarının Yolculuğu) 1993 yılında yayımlayan yazar, romanlarında doğa ile kültür, akıl ile delilik, erillik ve dişilik, yurt ve yabancılık gibi karşıtlıklar ile bunlar arasındaki geçişkenlikleri ele aldı.

Tokarczuk, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan 15. kadın yazar oldu.
Akademi, bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü'nün ise Avusturyalı yazar Peter Handke'ye verildiğini duyurdu. Handke'nin "insan deneyiminin özgünlüğünü ve sınırlarını dilbilimsel ustalıkla araştıran etkili yapıtları" nedeniyle ödüle layık görüldüğü kaydedildi.
1942 yılında Avusturya'nın güneyinde bir köyde dünyaya gelen Handke, ilk romanı "Die Hornissen"i (Yaban Arıları) 1966 yılında yayımladı. 50 yılı aşan edebiyat kariyerinde farklı roman, oyun ve senaryo türünde eserler veren Handke II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa edebiyatının en önemli figürlerinden biri haline geldi.


1901'den bu yana 112 kez Nobel Edebiyat Ödülü verildi. Toplam 116 kişiye layık görülen ödüllerden dördü, ikişer yazar arasında paylaştırıldı.

Nobel Edebiyat Ödülü'ne şimdiye kadar 15 kadın yazar layık görüldü.

Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan en genç yazar Rudyard Kipling oldu. İngiliz yazar Kipling, 1907'de ödülü aldığında 42 yaşındaydı.

Nobel Edebiyat Ödülü verilen en yaşlı yazar ise 2007'de 88 yaşındayken ödüle layık görülen Doris Lessing oldu.

Nobel Edebiyat Ödülü şimdiye kadar 29 kez İngilizce, 14 kez Fransızca, 14 kez Almanca ve 11 kez de İspanyol dilinde yazan ustalara verildi. Bu dilleri 7 ödülle İsveççe, altışar ödülle İtalyanca ve Rusça, 5 ödülle Lehçe, üçer ödülle de Norveççe ve Danca izledi. Yunanca, Japonca ve Çince yazan yazarlar ikişer kez ödüle layık görüldü. Arapça, Bengalce, Çekçe, Fince, İbranice, Macarca, İzlandaca, Oksitanca, Portekizce, Sırpça-Hırvatça, Yiddiş ve Türkçe yazan yazarlar ise birer kez ödül kazandı.

2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Orhan Pamuk, Nobel alan ilk Türk yazar olmuştu.

25 Haziran 2019 Salı

Moskova'da Bir Beyefendi




                                               Yazar: Amor Towles
                                               Orijinal Adı: A Gentleman in Moscow
                                               Orijinal Dili: İngilizce
                                                İlk Baskı: 2016
                                               Yayınevi: Hep Kitap
                                               Çeviren: Mehmet Gürsel                                              
                                               Basım Yeri / Tarihi: İstanbul, 2018 – 1. Baskı

1922 yılında Kont Aleksandr İlyiç Rostov Bolşevik mahkemesi tarafından yargılanarak suçlu bulunur ve Moskova’daki lüks bir otelde ömür boyu göz hapsinde tutulmasına karar verilir. Hayatı boyunca hiç çalışmamış, sadece edebiyat ve sanatla ilgilenmiş bir aristokrat olan Rostov şimdi bir otel odasında yaşamak ve Sovyetler Birliği’nin en çalkantılı yıllarını pencereden izlemek zorundadır. Ancak hiç ummadığı bir şekilde bu daracık oda ona çok daha zengin bir dünyanın ve çok daha doyurucu ilişkilerin kapısını açacaktır. 
New York Times’ın çok satanlar listesinden uzun süre inmeyen Moskova’da bir Beyefendi mizahi dili, sağlam karakterleriyle yazın dünyasına yepyeni bir soluk getirecek.

Yorumlarımız:

Moskova’da Bir Beyefendi, Amor Towles tarafından yazılmış ve New York Best Seller olmuş bir kitap ve bence bu sene okuduğumuz kitaplar arasında en etkileyici bulduklarımdan biri. Kitap her ne kadar 550 sayfa olsa da hem konusu hem de yazılış üslubundan dolayı okunması kolay bir kitap. Kitabın konu özetini burada vermek doğru olmayacağı gibi içinde incelikle ele alınmış nüansları kaçırmamak adına şu kadarını söylemekle yetiniyorum; Roman bir Rus asilzadesinin 1922'de Metropol adlı Moskovanın en görkemli oteline göz hapsine mahkum edilişinden bu otelde 1954 yılına kadar geçirilen süreci ve bu süreçte Rusya da yaşanan politik değişimin yansımalarını, her sınıf insanın üstündeki etkilerini, yabancı misyonerlerin bakış açıları ve faaliyetlerini, ideolojik olarak birbirine zıt iki sistemin- batı kapitalizmin ve komünizmin son derece tarafsız tartışılması diyebilirim. Öte yandan yazarın sadece karakterleri üzerinden görüşlerinin ortaya koyuşu ve herhangi bir yargıdan özellikle kaçınması gibi unsurlar, diğer yandan hayatın devam eden akışı içinde kurulan dostluklar, aşklar, ilişkiler kitaba hem akıcılık hem de olaylara tarafsız bir bakış açısı getirmekte. Kitap bu özellikleriyle hem bir roman, hem de döneme ışık tutan bir niteliğe sahip, bizleri hem felsefi, hem tarihsel, hem de psikolojik açıdan düşünmeye teşvik ediyor. Kitabın okunmasının herkese hem keyif vereceği, hem de bilgi dağarcığına katma değer sağlayacağı inancındayım. DEMET  

Amor Towles




1964 yılında Boston’da doğan Amor Towles, Yale Üniversitesinden mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.
1989 yılında Paris Review Dergisinde, “The Temptations of Pleasure” isimli bir kısa hikayesi yayınlandı. 20 yıl Manhattan’da Finans sektöründe çalıştıktan sonra işini bırakıp tüm zamanını roman yazmaya verdi. İlk romanı “Rules of Civility - Beklediğim Sendin” 2011 yılında yayınlandı. Yazarın 2016 yılında basılan ikinci romanı “ A Gentleman in Moscow - Moskova’da Bir Beyefendi” uzun süre New York Times’ın çok satanlar listesinde kaldı. Towles Manhattan’da eşi ve iki çocuğuyla yaşıyor.